Üveit Nedir?

Göz yuvarlağının ortasında bulunan jel benzeri maddenin çevresini 3 tabakadan oluşan bir kılıf sarar. Ortadaki tabaka, “uvea”dır. Uveanın iltihabına “üveit” denir. Üveit, gözün uvea adını verdiğimiz iris, koroid ve kirpiksi cisimden oluşan tabakalarının hepsini veya birini etkileyebilir.

Uvea, artık gözün ayrı bir uzmanlık alanı olarak kabul edilmektedir. Uvea ile ilgili hastalıkların tanı ve tedavisi, immunoloji (bağışıklık bilimi) ve genetik dallarındaki giderek artan gelişmelerle desteklenmektedir.

Erken teşhis, düzenli takip, uyumlu hasta hekim ilişkisi önemlidir. Bu şartlar sağlandığında zarar görmüş göz çoğu kez kurtarılabilir.

Tedavi tamamlansa bile, hasta en az üç ayda bir izlenmelidir. Hastalık sessiz olarak tekrarlayabileceğinden kontrollere ara verilmemesi gerekir. Diğer organlarla ilgili farklı belirtiler hakkında da göz doktoruna bilgi verilmesi şarttır. Örneğin ağızda aft oluşu, ciltteki lekeler, romatizmal belirtiler vb.

Üveit son derece karmaşık bir hastalıktır ve her hastada farklı bir seyir izleyebilir. Tedavisi de hastalığın seyri gibi kişiye özeldir. Uygulanacak tedavide ilacın dozunun, hekim tarafından belirlenmesi gerekir.

Üveitin Sebepleri

Üveit hastalarının %30 ila 40’ında hastalığın nedeni tam olarak tespit edilemez. Üveitler virüsler, mantarlar ve parazitler gibi etkenlerle oluşabileceği gibi, vücuttaki bir hastalığın gözdeki belirtisi olarak da ortaya çıkabilir. Bu yüzden çeşitli tahlillerle hastalıkları araştırmak gerekir. Ayrıca kollajen doku ve otoimmün kaynaklı olarak tanımladığımız sistemik hastalıklar eşliğinde de üveit oluşabilmektedir. Bunlara örnek olarak behçet hastalığı, ankilozan spondilit ve romatoid artrit verilebilir.

Üveite yol açabilen rahatsızlıklar:

Üveitin Belirtileri

Üveit, gözün ön bölümünde oluştuğunda şiddetli dönemlerinde gözde kızarıklık, bulanık görme, göz çevresinde ağrı, ışığa karşı hassasiyet ve uçuşmalar şeklinde belirti verir. Üveit, gözün arka bölümünde yoğunsa, belirtiler çoğunlukla bulanık görme şeklindedir. Üveit görme merkezini tutarsa ani görme azalması ve doku hasarına bağlı kalıcı görme kaybı meydana gelir. Merkezi bölgenin dışında meydana gelen üveitin başlıca belirtileri;

Üveitin Çeşitleri

Üveit Nasıl Teşhis Edilir?

Ne şiddette olursa olsun, üveit acil bir hastalıktır. Geç kalındığında hastalık ilerler ve iltihap nedeniyle göz bebeğinde şekil bozuklukları, katarakt, göz tansiyonu yükselmesi gibi kalıcı yan etkiler bırakabilir. Belirtiler başlayınca yapılacak ilk iş üveit konusunda tecrübeli bir göz doktoruna muayene olmaktır. İlk muayene için geç kalınması görmenin kalıcı bir şekilde kaybına neden olabilmektedir.

Bazı üveit çeşitlerinin tipik görünümü vardır ve teşhis hemen konulabilir. Bu durumlarda bile, gözün arka bölümünün tutulması söz konusu ise görmenin ne derece tehdit edildiğinin anlaşılması ve tedavinin etkinliğinin izlenmesi için anjiyografi, ultrasonografi, ERG gibi ileri teknikler gerekli olabilir. Örneğin, ICG adı verilen (indosiyan yeşili) bir boyayla yapılan anjiyografiler şüpheli durumlarda hastalık hakkında doğrudan tanıya götürücü bilgiler verebilmektedir. Daha sonra romatologlar, göğüs hastalıkları, cilt hastalıkları ve nöroloji uzmanlarıyla ortak araştırmalar yapılabilir.

Behçet hastalığı ağızda ve cinsel bölgede tekrar eden “aft” şeklinde yaralar halinde görünen ve gözde üveit yapan bir hastalıktır. Ancak behçet hastalığı vücutta hemen bütün sistemleri tutabilen, eklem, büyük ve küçük damarlar, solunum, santral sinir sistemi ve sindirim sistemi organlarının tutulumuna neden olabilen müzmin iltihaplı bir hastalıktır. Hastalığın bulgu ve belirtileri tutulum gösteren organlarda alevlenmeler şeklinde görülür ve bazı belirtiler uzun süreli devam etse de kişiden kişiye değişen, lezyonların görülmediği ve kişinin şikayet etmediği dönemler de yaşanmaktadır.

Göz İçi İltihapları

Üveit Nedir?

Göz yuvarlağının ortasında bulunan jel benzeri maddenin çevresini 3 tabakadan oluşan bir kılıf sarar. Ortadaki tabaka, “uvea”dır. Uveanın iltihabına “üveit” denir. Üveit, gözün uvea adını verdiğimiz iris, koroid ve kirpiksi cisimden oluşan tabakalarının hepsini veya birini etkileyebilir.

Uvea, artık gözün ayrı bir uzmanlık alanı olarak kabul edilmektedir. Uvea ile ilgili hastalıkların tanı ve tedavisi, immunoloji (bağışıklık bilimi) ve genetik dallarındaki giderek artan gelişmelerle desteklenmektedir.

Erken teşhis, düzenli takip, uyumlu hasta hekim ilişkisi önemlidir. Bu şartlar sağlandığında zarar görmüş göz çoğu kez kurtarılabilir.

Tedavi tamamlansa bile, hasta en az üç ayda bir izlenmelidir. Hastalık sessiz olarak tekrarlayabileceğinden kontrollere ara verilmemesi gerekir. Diğer organlarla ilgili farklı belirtiler hakkında da göz doktoruna bilgi verilmesi şarttır. Örneğin ağızda aft oluşu, ciltteki lekeler, romatizmal belirtiler vb.

Üveit son derece karmaşık bir hastalıktır ve her hastada farklı bir seyir izleyebilir. Tedavisi de hastalığın seyri gibi kişiye özeldir. Uygulanacak tedavide ilacın dozunun, hekim tarafından belirlenmesi gerekir.

Üveitin Sebepleri

Üveit hastalarının %30 ila 40’ında hastalığın nedeni tam olarak tespit edilemez. Üveitler virüsler, mantarlar ve parazitler gibi etkenlerle oluşabileceği gibi, vücuttaki bir hastalığın gözdeki belirtisi olarak da ortaya çıkabilir. Bu yüzden çeşitli tahlillerle hastalıkları araştırmak gerekir. Ayrıca kollajen doku ve otoimmün kaynaklı olarak tanımladığımız sistemik hastalıklar eşliğinde de üveit oluşabilmektedir. Bunlara örnek olarak behçet hastalığı, ankilozan spondilit ve romatoid artrit verilebilir.

Üveite yol açabilen rahatsızlıklar:

  • Behçet hastalığı
  • Enfeksiyonlar (bakteri, virüs, parazit ya da mantarlar) başka bölgelerden göze yayılabilir. Tüberküloz, sifilis (frengi), herpes, toxoplazmoz, v.b.
  • Göz travması ve ameliyatları
  • Otoimmün reaksiyon (bağışıklık sistemi hastalıkları), romatizmal hastalıklar, ülseratif kolit, sarkoidoz.

Üveitin Belirtileri

Üveit, gözün ön bölümünde oluştuğunda şiddetli dönemlerinde gözde kızarıklık, bulanık görme, göz çevresinde ağrı, ışığa karşı hassasiyet ve uçuşmalar şeklinde belirti verir. Üveit, gözün arka bölümünde yoğunsa, belirtiler çoğunlukla bulanık görme şeklindedir. Üveit görme merkezini tutarsa ani görme azalması ve doku hasarına bağlı kalıcı görme kaybı meydana gelir. Merkezi bölgenin dışında meydana gelen üveitin başlıca belirtileri;

  • Göz kanlanması
  • Göz sulanması
  • Işığa karşı hassasiyet ve kamaşma
  • Lekeli ve bulanık görme veya ciddi görme kaybı
  • Ani oluşan ışık çakmaları
  • Göz küresinde ağrı

Üveitin Çeşitleri

  • Ön tarafta yer alan
  • Ara tarafta yer alan
  • Arka tarafta yer alan

Üveit Nasıl Teşhis Edilir?

Ne şiddette olursa olsun, üveit acil bir hastalıktır. Geç kalındığında hastalık ilerler ve iltihap nedeniyle göz bebeğinde şekil bozuklukları, katarakt, göz tansiyonu yükselmesi gibi kalıcı yan etkiler bırakabilir. Belirtiler başlayınca yapılacak ilk iş üveit konusunda tecrübeli bir göz doktoruna muayene olmaktır. İlk muayene için geç kalınması görmenin kalıcı bir şekilde kaybına neden olabilmektedir.

Bazı üveit çeşitlerinin tipik görünümü vardır ve teşhis hemen konulabilir. Bu durumlarda bile, gözün arka bölümünün tutulması söz konusu ise görmenin ne derece tehdit edildiğinin anlaşılması ve tedavinin etkinliğinin izlenmesi için anjiyografi, ultrasonografi, ERG gibi ileri teknikler gerekli olabilir. Örneğin, ICG adı verilen (indosiyan yeşili) bir boyayla yapılan anjiyografiler şüpheli durumlarda hastalık hakkında doğrudan tanıya götürücü bilgiler verebilmektedir. Daha sonra romatologlar, göğüs hastalıkları, cilt hastalıkları ve nöroloji uzmanlarıyla ortak araştırmalar yapılabilir.

Behçet hastalığı ağızda ve cinsel bölgede tekrar eden “aft” şeklinde yaralar halinde görünen ve gözde üveit yapan bir hastalıktır. Ancak behçet hastalığı vücutta hemen bütün sistemleri tutabilen, eklem, büyük ve küçük damarlar, solunum, santral sinir sistemi ve sindirim sistemi organlarının tutulumuna neden olabilen müzmin iltihaplı bir hastalıktır. Hastalığın bulgu ve belirtileri tutulum gösteren organlarda alevlenmeler şeklinde görülür ve bazı belirtiler uzun süreli devam etse de kişiden kişiye değişen, lezyonların görülmediği ve kişinin şikayet etmediği dönemler de yaşanmaktadır.

Yakın Görme Problemi

PRESBİYOPİ HAKKINDA

Presbiyopi Nedir?

Presbiyopi, 40 yaşın üzerindeki kişilerde yaşa bağlı olarak oluşan yakını görememe sorunudur. Gözlerimizin içindeki mercek şekil değiştirebilen bir yapıya sahiptir. Bu mercek, özel yeteneği sayesinde cisimler yakına geldiğinde şişerek şeklini değiştirebilir ve görme kalitesini arttırır. Yakını görme bu şekilde gerçekleşmektedir. İnsan gözü, 40 yaşından sonra bu yeteneğini yavaş yavaş kaybetmeye başlamaktadır.

Presbiyopi Neden Oluşur?

Uzaktaki bir cismin yakına gelmesiyle beyne ulaşan uyarı değerlendirilerek göze iletilir. Burada gözün “silier cisim” denen bölgesinde kasların kasılıp gevşemesiyle buna bağlı lifler gerilmekte ya da gevşemektedir. Liflerin bu hareketi, lensin incelerek ya da kalınlaşarak kırıcılığının artmasına neden olur. Göz, yaşa bağlı olarak bu yeteneğini kaybeder. Kesin olarak ispatlanmamış olsa da bu yeteneğin yaşa bağlı olarak kaybedilmesi ile ilgili en yakın teori hücre yaşlanması teorisidir. Bu teori, yaşlılığa bağlı olarak saçımızın beyazlaması gibi göz hücrelerimizin bu yeteneğini kaybettiğini belirtmektedir . Bu nedenle sorun, patolojik bir sorun olarak değil fizyolojik bir yaşlanma olarak değerlendirilir. Presbiyopi yıllara göre her insanda son derece standart bir şekilde artmaktadır. 40 yaşından sonra her 10 yılda bir, +1 numara büyüme gösterir. 50 yasında +2, 60 yaşında ise +3 numara büyümüş olur. Fakat burada ilginç bir durum söz konusudur. Örneğin gözümüz -2 ise 40 yaşında buna +1 eklenir. Bu durumda yakını görmek için -1 numaraya ihtiyaç duyarsınız. 50 yaşına geldiğinizde ise uzak için -2 numaraya ihtiyaç varken, yakın gözlüğüne ihtiyaç kalmamaktadır. Bu nedenle miyop olup da “Ben yakını çok iyi görüyorum.” diyen hastaların yakını iyi görmelerinin nedeni, iki rahatsızlığın üst üste gelerek kusur azaltıcı bir etki oluşturmasıdır.

Presbiyopinin Belirtileri Nelerdir?

Presbiyopi hastaları, cisimleri 50 cm’den daha yakına getirdiklerinde görmede zorluk yaşamaktadırlar. Bu nedenle cisimleri gözlerinden uzaklaştırarak görebilirler.

Presbiyopi Nasıl Tedavi Edilir?

Presbiyopi tedavisi için tüm dünyada uygulanan yöntemlerin başında göz içi trifokal mercek operasyonları ile presbylasik lazer tedavileri uygulanmaktadır.

Katarakt

Katarakt Tedavisi, Katarakt Belirtileri, Çift Görme, Görme Azalması

Katarakt Nedir?

Katarakt göz rahatsızlığı, gözün içerisinde bulunan ve net görmesini sağlayan doğal merceğin geçen yıllarında etkisiyle saydamlığını kaybetmesi ile oluşmaktadır. Matlaşan doğal mercek sebebiyle hastalar, buğulanmış bir camın arkasından bakıyormuş gibi görürler.

Katarakt Belirtileri Nelerdir?

Kataraktın en belirgin belirtilerinin arasında çift görme, görme seviyesinde azalma, gece görüşünde bozulma, ışığa hassasiyet, gözlük numaralarının sık değişmesi ve renklerde bulanıklaşma gibi sorunlar oluşmaya başlar, bu belirtiler genellikle yaşa bağlı olarak kendini gösterir. Bebekler, şeker hastaları, gözde fiziksel darbeye maruz kalan veya uzun süre kortizonlu ilaç kullanan hastalarda da katarakt görülebilir.

Kataraktın Tedavisi

Gözde Herşey’de gerçekleştirilen lazerle katarakt tedavisi, gözün içerisindeki doğal mercek ileri teknoloji femtosaniye lazer cihazı yardımıyla yapılan mükemmel kesi ile çıkarılır. Bilgisayar yardımıyla çalışan ve göz içine yerleşecek yeni merceğin tam randıman ile çalışmasını sağlayan femtosaniye lazer teknolojisi, katarakt operasyonlarında dünyadaki en ileri teknoloji olmanın yanı sıra, operasyon sonrasında hastaların yaşam kalitesini de olumlu olarak etkileyecek önemli bir etkendir.

Katarakt tedavisinde, en az kullanılan lazer teknolojisi kadar önemli bir başka etken ise göz içerisine yerleştirilecek olan yapay merceklerde kullanılan teknolojidir. Gözde saydamlığını kaybetmiş ve net görememeye sebep olan doğal merceğin yerine geçen göz içi mercek seçimi, operasyonunun hasta için kazanımlarında belirleyici en önemli etkendir. Kataraktın yanı sıra, yakın, uzak ve orta mesafedeki görme kusurlarına da çözüm getirebilen göz içi mercekler; monofokal (tek odaklı), bifokal (çift odaklı) ve tri-fokal (üç odaklı) olmak üzere üçe ayrılır. En ileri teknoloji tri-fokal akıllı merceklerin kullanıldığı katarakt ameliyatlarının ardından hastalar, bir daha asla gözlük kullanmak zorunda kalmazlar. Monofokal ve bifokal mercek kullanılan operasyonlar katarakta çözüm getirirken, hastaların gözlük kullanımı için bir çözüm sunmazlar.

Katarakt Ameliyatı Nedir?

Katarakt ameliyatı, modern tekniklerin gelişimi ile iğnesiz, narkozsuz ve ağrısız bir şekilde gerçekleştirilerek, hasta aynı gün eve dönebilmektedir. Katarakt ameliyatı öncesinde, göz içinde kullanılacak merceğin kalitesi, hekimin tecrübesi ve operasyonun uygulandığı kurumun hem hijyen hem her hasta için tek seferlik tıbbi sarf malzemesi kullandığından emin olunması, ameliyatın başarısı açısından büyük önem taşır.

Oluşmuş kataraktın ilaç veya gözlükle tedavisi mümkün değildir. Kataraktın tek tedavisi ameliyattır. Katarakt ilerledikçe görmeyi belirgin olarak azaltarak hastanın yaşantısını rahatsız etmeye başlar. Katarakt ameliyatı için kullanılan teknoloji ve göz içine konulan merceğin kalitesi ameliyatın başarısını ve en önemlisi hastanın görme kalitesini belirler. Tüm katarakt rahatsızlığı olan hastaların, sorgulaması gereken en önemli konu gözlerinin içine konulacak merceğin kalitesi olmalıdır.

TRI-FOKAL

AKILLI MERCEK SEÇENEKLERİ

Tri-fokal Akıllı Mercek

Akıllı mercek operasyonu, uzak ve yakın problemleri yaşayan veya katarakt ameliyatı olmak isteyen kişiler için uygulanan bir tedavi yöntemidir. Trifokal lensler, tasarımına bağlı olarak yakın-uzak ve orta mesafe diyebileceğimiz odaklama özelliğine sahip merceklerdir. Uzun yıllardır bu teknoloji dünyada kullanılmaktaydı ama bugün kullandığımız yeni jenerasyon ileri teknoloji mercekler ile çok başarılı sonuçlar alınıyor. Bu ameliyatlarda takılan mercekler ömür boyu göz içinde kalır. Yani hastaların takıp çıkarttıkları kontakt lens gibi bir mercek değildir. Hekim tarafından gözün içine yerleştirilir. Lensin alerji yapması veya doku tarafından kabul edilmemesi mümkün değildir.

Bu ameliyat öncesinde hastanın detaylı bilgilendirilmesi çok önem taşır. Uygun hasta seçimi, uygun teknik, ameliyatın gerçekleştirildiği kurumun ve hekimin tecrübesi ve tabi ki doğru mercek seçimiyle yapılacak bu ameliyattan hasta da hekim de en iyi sonucu alacaktır. Başarıyı neler etkiler? Mercek seçimi ve doğru uygulanması, bu cerrahinin en önemli tarafıdır. Hastanın gözüne uygulanacak lensin tipi, derecesi, göze nasıl bir açıyla yerleştirileceği, yapılan ölçümlere göre lens numarasının (hem astigmat hem uzak ve yakını düzeltebilecek) tam tespit edilmesi önemli ve deneyim isteyen bir uygulamadır.

Hastanın yüksek numaralı gözlüklerinden kurtulması ve bir daha gözlük kullanmadan yaşamına devam etmesini sağlayan bu mercekler aynı zamanda katarakt oluşumunu da engelleyerek ömür boyu kaliteli görüş garantisi sağlamaktadır.

Trifokal mercekler üç odaklıdır. Bu mercekler takıldığında, uzak, yakın ve orta mesafe sorunlarını ortadan kaldırarak 40 cm ile 2 metre arasında kalan mesafeyi de net görmenizi sağlayacaktır.

Ameliyat sonrasında bir süre damlalar kullanılarak göze koruma sağlanır. Yaklaşık 3-4 hafta kadar bu damlaların kullanılması ve gözün korunması gerekir. Normal hayata dönüş ne zaman olur? Ameliyattan 2-3 gün sonra hemen hemen tüm hastalar günlük ev ve iş düzenlerine dönebilir.

PowerON / AddON Akıllı Mercek

Mucize niteliğindeki bu mercekler daha önce normal merceklerle katarakt ameliyatı olmuş ve gözünde miyop, astigmat veya presbiyopi gibi bazı kırma kusurlarından kurtulamamış kişiler için ideal bir çözümdür.

PowerON / AddON mercekler hastanın gözündeki mevcut kırma kusuruna uygun olarak 4 ayrı modeldedir.

Cerrah katarakt ameliyatı olmuş ve mercek takılmış bu hastalarda problem ne ise saptar ve o model lensi seçerek göz içine takar.

Böylece hastanın uzak, yakın ve orta mesafeyi görüp astigmat problemine de çözüm getirilebilmektedir.

Hekim tarafından yapılan detaylı değerlendirmelerle hastanın güzüne takılan en uygun PowerON / AddON mercek seçeneği ile mevcut kırma kusurları da çözülmüş olur.

Retina

Retina Nedir?

Yırtık Retina

Retina, göz küresinin arka duvarını bir duvar kağıdı gibi kaplayan ve görme hücrelerinden oluşan ağ tabakasıdır. Aynı zamanda retina kendi içerisinde 10 katmandan oluşmaktadır, Retina tabakası gözün en karmaşık ve en hassas noktasıdır. Retina ışığın görüntü olarak beynimize iletilmesini sağlar ve bu şekilde görmemiz mümkün olur. Retina da meydana gelen problemler bir göz bozukluğu değil, bir göz rahatsızlığıdır. Erken teşhis bu noktada çok önemlidir. Eğer, gözünüzde aşağıdaki belirtilerden bir yada birden fazlası var ise mutlaka bir retina doktoruna muayene görünmeniz gerekmektedir.

Retina Hastalığının Belirtileri

  • Ani veya yavaş görme kaybı
  • Kırık-eğri görme
  • Işık çakmaları
  • Göz önünde uçuşan koyu cisimler (uçuşan sinekler)
  • Görüşün perdelenmesi
  • Gelip geçici ve kısa süreli görme kaybı
  • Görüş alanında karanlık bölgeler oluşması

Retina Hastalıkları Nelerdir?

  • Şeker ve hipertansiyon hastalığına bağlı kanamalar
  • Retina damar tıkanmaları
  • Retina dekolmanları / yırtıkları
  • Sarı nokta hastalığı
  • Doğumsal retina hastalıkları
  • Retina altında sıvı birikmesi, retina ödemi
  • Makula delikleri
  • Vitreoretinal yüzey bozuklukları
  • Retina tümörleri

Şeker ve Hipertansiyonun Retinaya Olumsuz Etkileri

Diabetic Retinopathy

Şeker ve hipertansiyon hastalıkları vücudun tüm sistemlerini olumsuz etkiler ve ilk olarak en büyük olumsuz etkiyi gözde meydana getirir. Bu hastalıklar sonucu retinada damar genişlemeleri ve geçirgenlik bozuklukları ortaya çıkar.

Gözde Herşey’de Retina Hastalıklarının Tedavisi

Retinada erken teşhis, koruyucu medikal tedavi ve geç kalınmadan yapılacak doğru cerrahi müdahale hayati önem taşımaktadır.

Gözde Herşey’de Retina Muayenesinin Önemi

Retinada erken teşhis, koruyucu medikal tedavi ve geç kalınmadan yapılacak doğru cerrahi müdahale hayati önem taşımaktadır.

Tüberkülozdan Nasıl Korunmak Gerekir?

Tüberkülozdan Nasıl Korunmak Gerekir? Tüberküloz, bulaşıcı bir hastalıktır. Hasta kişinin öksürmesi, hapşırması ya da konuşmasıyla ortama yayılan mikrop hava yoluyla sağlıklı kişiye geçer ve akciğerine yerleşir. Hastalıktan korunmak için taşıyıcının maske kullanması, hapşırır ya da öksürürken ağzını kapatması ve ortamın havalandırılması çok önemlidir. Temel hijyen kurallarına tüm toplumun uyması ve yıllık düzenli kontroller çok önemlidir.

Akciğerde Kist Belirtileri Nelerdir?

Akciğerde kist oluşumu senelerce herhangi bir belirti vermeden ilerleyebilir. Hastalığın başlangıç aşamasında göğüs ağrısı, solunum sıkıntısı daha sonrasında bulantı, kusma, kanlı balgam görülür.

Kronik Öksürük Nedenleri Nelerdir?

Üç haftadan uzun süren öksürüklere kronik öksürük denir. Viral enfeksiyonlar, astım, ev içi rutubet, hava kirliliği, sigara ve alerjik nedenler.


Akciğerde Apse Nasıl Tedavi Edilir?

Akciğer grafisinde 2 cm’den büyük olarak gözlemlenen ve mikrobik olarak gelişen enfeksiyonlardır. Tedavisi uzun süreli antibiyotik kullanımı ve drenaj ile yapılır. Sonrasında küçülme gözlemlenmezse küçük cerrahi bir müdahale yapılır.

Klima Tüberküloza Neden Olur mu?

Tüberküloz hava yoluyla yayılan bulaşıcı bir hastalıktır ve düzenli bakımları yapılmayan bir klima da buna neden olabilir.

Astigmatizma Nedir

Astigmatizma Nedir ?Gözümüzün ön yüzeyinde kornea adı verilen saydam bir tabaka bulunur. Kornea yüzeyindeki düzensizlikler astigmata neden olur ve bu da  ışık kırma kusuruna yol açarak, nesnelerin görüntüsü bulanıklaşır.

Çoğu insanda az da olsa astigmatizma vardır ve herhangi bir tedavi gerektirmez. Astigmatizma sıklıkla miyop ve hipermetropi gibi diğer kırma kusurlarıyla birlikte  ortaya çıkar. Her yaştan kişide görülebilir.

Astigmatizma Neden Olur?

Astigmat kalıtımsal veya korneanın giderek inceldiği keratokonus hastalığından olabileceği gibi sonradan geçirilen bir kaza ya da travma (ameliyat, yaralanma) sonrası da oluşabilir. Eğer küçük yaşta yüksek dereceli astigmata rastlanıyorsa hastada keratokonus araştırılmalıdır. Bunun için de kornea topografisi çekebilen bir merkezde muayene çok önemlidir.

Astigmatizmanın Belirtileri Nelerdir?

  • Bulanık Ve Bozuk Görme,
  • Işıklı Yazılarda Dağılma Ve Netleşememe,
  • Baş Ağrısı,
  • Gece Görmede Zorluk.

Astigmatizma Dereceleri

Astigmatizma bir ışık kırma kusuru olduğundan,  hastanın yazıları ve resimleri net görmesini zorlaştırır. Gözde kırma kusuru bulunan birçok kimsede sonradan astigmatizma oluşabilir. Miyop ve hipermetrop gibi rahatsızlıklar ile birlikte görülebilir. Dolayısıyla düzenli göz muayenesi çok önemlidir ve rutin kontrollerde astigmatizma da bakılmalıdır.  
Gerekli görülürse astigmatla da ilgili gözlük kullanması gerekebilir. Burada önemli olan astigmat derecesidir. Örneğin derecesi çok düşük olan hastanın gözlük kullanması gerekmeyebilir. Fakat yaşın ilerlemesiyle birlikte astigmat dereceleri de hızla artmaktadır. Genç hastalarda ameliyat ile astigmat ortadan kaldırılabilirken yaşlılarda bu durum tam tersidir.

0,50-1,00 Arasındaki Astigmat Dereceleri

Bu kişilerin gözlük takmasına gerek yoktur ama ileriki yıllarda oluşabilecek ilerlemelere karşı düzenli göz muayenesi şarttır.

1,00-4,00 Arasındaki Astigmat Dereceleri

Bu dereceyi görmüş kişilerde diğer kırma kusurları da mevcuttur. Miyop ya da hipermetrop da göründüğü için gözlük kullanılması gereklidir. Bu hastaların rutin ve düzenli göz kontrolü çok önemlidir.

4,00 ve Üzerindeki Astigmat Dereceleri

Bu kişilerin göz muayenesini kesinlikle ihmal etmemeleri gerekir çünkü bu durum diğer göz sorunlarına da neden olmaktadır. Gözlük kullanımında da daha hassas davranmaları çok önemlidir çünkü astigmat dereceleri hızla ilerleyebilir. Olabildiğince bilgisayar, tv, telefon, kitap ve ışıklı görsel uyarıcılardan gözlerini korumalıdırlar.

Astigmat Testi

İnternet ortamında görme yetinizi basitçe ölçmenize yarayan kimi testler mevcuttur fakat bu kadar yaygın ve ilerlemesi hızlı olabilecek bir rahatsızlığın tanısının konulması ve tedavinin bir an önce başlaması için uzman hekim muayenesi önerilir. Tanı esnasında gerekirse optik sinir ve retinanın yakın bir şekilde incelenmesi için göz damlasıyla gözbebekleri genişletilerek de bakılır.

Astigmat Derecesi Düşer mi?

Uzman hekim incelemesi neticesinde astigmatınızın türüne ve hastanın yaşına göre uygun bir tedavi yöntemi önerilir, bu ilk etapta reçeteli gözlük ya da lens kullanımıdır. Gözlük ve lens net görüşü sağlamak için derecenizi düşürmez, seneler içerisinde azalabilir ya da artabilir eğer derece düşmüyor ve artıyorsa lazer cerrahisi önerilir fakat her hasta bu tedavi için de uygun olmayabilir bu yüzden detaylı bir göz muayenesi gerekmektedir.

Astigmat Nasıl Tedavi Edilir?

Günümüzde astigmat tedavisi olan bir görme kusurudur ve tek tedavisi lazer cerrahisidir. Eğer 18 yaşından büyükseniz, hamilelik dönemi ve emzirme gibi bir durum yoksa, diyabet ya da romatizma hastalığınız bulunmuyorsa, keratokonus  ve göz tansiyonu problemleriniz yoksa, göz dereceleriniz artık ilerlemiyorsa lazer tedavisi ile astigmat derecenizi düşürebilir ya da tamamen kurtulabilirsiniz.

Astigmat Ameliyatı

Miyop, hipermetrop ve astigmatın tedavisinde kullanılan ve refraktif cerrahide bütün dünyada uygulanan en yaygın yöntem LAZER’dir. Düşük dereceli astigmat tedavisinde en başarılı yöntemdir.
Birkaç tip lazer ameliyatı vardır;
İlki Lasik dediğimiz, kapak (flep) yaratarak yapılan ameliyatlardır. Bu ameliyatlarda dokuya ulaşmak için kornea üzerinde bıçaklı ya da bıçaksız lazerle bir kapak yaratılır, dokuya ulaşıp işlem gerçekleştikten sonra bu kapak kapatılır. Bu işlem yapıldıktan sonra hasta iyi görmeye başlar. Ağrı, yanma ve batma gibi şikayetler ya hiç olmaz ya da kısa sürelidir.
Diğeri ise PRK Lasek tipi yüzeyel yapılan ameliyatlardır. Bu tip ameliyatlarda korneada herhangi bir kesi oluşturulmaz. Yalnız korneanın en üstündeki epitel doku sıyrılıp lazer, hastanın korneasına direkt uygulanır. Operasyon sonrası kornea yüzeyini korumak amacıyla 2-3 gün kontakt lens takılmaktadır. Bu işlem sonrası net görüş seviyesine ulaşmak 3-4 haftayı bulabilmektedir. Lazer sonrası 3-4 gün ağrı, batma, sulanma ve görmede bulanıklık gözlemlenebilmektedir.
SMILE lazer ise en yeni yani 3. kuşak lazer refraksiyon cerrahisidir. Lasik’de lazer uygulayabilmek için büyük bir kesi gerekirken, bu kesi SMILE’ da 2 mm’ye kadar düşmektedir.
SMILE prosedüründe, cerrah korneada küçük, lens şeklinde bir doku (lentikül) oluşturmak için femtosaniye lazer kullanır. Daha sonra aynı lazerle kornea yüzeyinde küçük bir yay şeklinde kesi yapılarak cerrah bu kesiden lentikülü çıkarır. Minik lentikül çıkarıldığında, miyopi düzeltilerek kornea şekli değiştirilmiş olur. Kornea kesisi dikişsiz birkaç gün içinde iyileşir ve keskin görme çok hızlı gerçekleşir. Bu sebeple iyileşme çok hızlıdır ve göz kuruluğu, ağrı, batma gibi durumlar yaşanmaz .Ayrıca bu işlemlere uygun olmayan hastalara No- Touch Lazer tedavisi uygulanabilir.

No-touch Lazer  (TransPRK) Uygulaması

Kırma kusurunun giderilmesinde kullanılan yöntemlerden sadece biridir. Aslında ilk kuşak lazer cerrahisi olmasına rağmen sınırlı vakada güvenle uygulanabilmektedir. İsminden de anlaşılabileceği gibi göze dokunmadan, temas etmeden yapılan lazer tedavisidir. Özellikle temas hissinden tedirgin olan hastalar için konforlu bir yöntemdir. Avantajlarından biri de ince kornea yapısı olan hastalara uygulanabilir olmasıdır.

Astigmat Gözlük Takılmazsa İlerler mi?

Bazı özel durumlar hariç astigmat genelde ilerlemez.