No Touch Lazer

NO TOUCH LASER – GÖZE DOKUNULMADAN, TEMAS OLMADAN YAPILAN GÖZ LAZER TEDAVİSİ

No Touch Laser tedavisi ile miyop,hipermetrop ve astigmat tedavisi göze dokunmadan yapılır.

Bu yöntem hangi hastalara uygulanabilir? Göz yapısı uygun olan miyop, hipermetrop ve astigmatlara uygulanabilir. Yani, uzak ve yakın görme sorunu olan hastalar bu tedavi için aday olabilir.  Özellikle korneası ince olan ve kornea yüzeyi normalden daha dik olan olgularda da  No Touch Laser tedavisi uygulanabilir.

Uygulama nasıl yapılıyor? No Touch Laser tedavi işlemi, sadece anestetik damla damlatılmasıyla yapılır ve uygulama sırasında hasta ağrı duymaz. Tedavi sırasında göze herhangi bir cihaz teması olmaz, lazer cihazından çıkan ışınlarla göze doğrudan tedavi yapılır. Tedaviden sonra gözlerin kapatılması gerekmez, hasta iki gözünü de açık tutarak evine gidebilir. Uygulama, aynı tedavi seansında iki göze birden yapılır. Hasta eve gittikten sonra 36 saat süreyle gözlerde batışma, kızarma, ışıktan rahatsız olma ve televizyondaki küçük yazıları bulanık görme türü yakınmalar gelişir. Tedaviden sonraki 4. günde hasta bilgisayarda çalışma ve otomobil kullanma türü işleri yapmaya başlar.

Gece görüş problemlerinde nasıl bir uygulama yapılır? Halk arasında ‘kartal gözü’ olarak da bilinen wavefront uygulamasında, göz içindeki ışık saçılmaları ve sapmaları ölçülür ve lazer tedavisi buna göre ayarlanır.  Bu sapmalar wavefront tekniğiyle düzeltildiğinde kişinin kendi göz yapısına uygun tedavi gerçekleşmiş olur.

Neden No Touch Laser?

No Touch Lazer

No Touch Lazer

NO TOUCH LASER – GÖZE DOKUNULMADAN, TEMAS OLMADAN YAPILAN GÖZ LAZER TEDAVİSİ

No Touch Laser tedavisi ile miyop,hipermetrop ve astigmat tedavisi göze dokunmadan yapılır.

Bu yöntem hangi hastalara uygulanabilir? Göz yapısı uygun olan miyop, hipermetrop ve astigmatlara uygulanabilir. Yani, uzak ve yakın görme sorunu olan hastalar bu tedavi için aday olabilir.  Özellikle korneası ince olan ve kornea yüzeyi normalden daha dik olan olgularda da  No Touch Laser tedavisi uygulanabilir.

Uygulama nasıl yapılıyor? No Touch Laser tedavi işlemi, sadece anestetik damla damlatılmasıyla yapılır ve uygulama sırasında hasta ağrı duymaz. Tedavi sırasında göze herhangi bir cihaz teması olmaz, lazer cihazından çıkan ışınlarla göze doğrudan tedavi yapılır. Tedaviden sonra gözlerin kapatılması gerekmez, hasta iki gözünü de açık tutarak evine gidebilir. Uygulama, aynı tedavi seansında iki göze birden yapılır. Hasta eve gittikten sonra 36 saat süreyle gözlerde batışma, kızarma, ışıktan rahatsız olma ve televizyondaki küçük yazıları bulanık görme türü yakınmalar gelişir. Tedaviden sonraki 4. günde hasta bilgisayarda çalışma ve otomobil kullanma türü işleri yapmaya başlar.

Gece görüş problemlerinde nasıl bir uygulama yapılır? Halk arasında ‘kartal gözü’ olarak da bilinen wavefront uygulamasında, göz içindeki ışık saçılmaları ve sapmaları ölçülür ve lazer tedavisi buna göre ayarlanır.  Bu sapmalar wavefront tekniğiyle düzeltildiğinde kişinin kendi göz yapısına uygun tedavi gerçekleşmiş olur.

Neden No Touch Laser?

  • Tedavi göze cihaz teması olmadan gerçekleşir.
  • İki göze aynı seansta tedavi yapılır.
  • Tedavi sonrası gözler kapatılmaz.
  • İnce kornealı hastalara uygulanabilir.
  • Miyop, hipermetrop ve astigmatlara uygulanabilir.
Kontakt Lens

Görme bozukluklarının düzeltilmesinde, göz renginin değiştirilmesinde, ya da kornea hastalıklarının tedavisinde kontakt lens kullanılmaktadır.

Kontakt lensler, 1800’lerde göz bebeğinin önünü tamamen kaplayan üfleme cam lenslerden yapılan incecik plastik kornea lenslerine uzanan bir evrim geçirmiştir. Günümüzde lens çeşitleri ve malzemeleri sağladığı kullanım seçenekleri ile çeşitlidir.

Göz yapısına uygun kontakt lens seçimi için göz doktoru tarafından göz muayenesi yapılır. Muayenede kullanılacak lens tipi, derecesi, taban eğrisi ve çapı belirlenir. Uyumu belirlemek için aynı anda veya mümkün olan en yakın diyoptride bir lens takılır. Lensin hareketi, dengesi, ortalaması incelenir.

Uygun Kontakt Lens Kriterleri

Kontakt lensler, korneanın üzerinde duracak şekilde tasarlanmışlardır. Esas olarak gözün ön kısmını kaplayan gözyaşı zarına yapışarak ve biraz da göz kapaklarının basıncı ile yerinde dururlar.

Göz kırpıldıkça göz kapağı kontakt lensin yüzeyinde kayarak, önünü hafifçe hareket etmesine neden olur. Bu hareket gözyaşlarının gerekli kayganlığı sağlamasına izin verir ve birikintilerin yıkanarak atılmasına yardımcı olur.

Çok sıkı lens hiç hareket etmez. Gözde hassasiyet oluşturabilir.Başta kullanıcı rahat olabilir ama görüş keskinliği zayıftır. Uzun dönemde komplikasyonlara neden olabilir.

Çok gevşek lens, aşırı hareket eder. Alt göz kapağı lensi çok hisseder. Göz kırpma sonrası görüntü bulanır. Lens merkezden kaçar. Lens kenarları kıvrılabilir.

  • Göze uygun olan lens, iyi ortalanmış olup, korneayı sarar.
  • Gözyaşının dolaşımı için lens hafif hareket etmelidir. Push-up testinde ve göz kırpma sonrasında 1 mm dikey hareket edebilmelidir.
  • Kullanıcı net ve rahat görmeli, lensi hissetmemelidir.
  • Göz kırpma sonrası görüş değişmemelidir.
  • Kenar şeridi göze baskı yapmamalıdır.
  • Kontakt lensler ile uyunmamalıdır. Denize ya da havuza girilmemelidir.
  • Kontakt lens kullanırken gözünüzde kızarıklık veya batma hissi oluşturduğunda hemen lensi çıkartıp doktora başvurulmalıdır.

Lenslerin Fiziksel Özellikleri

Arka yüzey: Lensin kornea ile temas eden kısmıdır.

Ön yüzey: Lensin kornea ile temas etmeyen yüzüdür. Işığın kırılmasını, kırma kusurunu düzeltmek için gereken ölçüde değiştirecek şekilde eğimlidir.

Temel eğri (Bace curve): Bir lensin rahat olabilmesi için göze temas eden arka yüzeyi ile korneanın ön yüzeyinin uyumlu ve benzer eğimde olması gerekmektedir. Temel eğri, arka yüzeyin optik alanının yarıçapıdır. Lensin göze uydurulması eğimi olduğu için en önemli parametrelerden biridir. Uygulanan lensin çok sıkı olduğu durumlarda temel eğri büyütülmeli, tersi hallerde küçültülmelidir.

Daha büyük temel eğri düzdür ve FLAT olarak adlandırılır. Daha küçük temel eğri ise eğimlidir, STEEP olarak adlandırılır.

Çap: Lensin merkezinde en dış kenarından diğer kenara doğru alınan mm ölçüsüdür. Çap lensin göze uyumunu etkiler. Yumuşak lenslerde bu değerler 13.5 / 14.5mm sert lensler için 7 / mm arasındadır.

Yakın Görme Problemi

PRESBİYOPİ HAKKINDA

Presbiyopi Nedir?

Presbiyopi, 40 yaşın üzerindeki kişilerde yaşa bağlı olarak oluşan yakını görememe sorunudur. Gözlerimizin içindeki mercek şekil değiştirebilen bir yapıya sahiptir. Bu mercek, özel yeteneği sayesinde cisimler yakına geldiğinde şişerek şeklini değiştirebilir ve görme kalitesini arttırır. Yakını görme bu şekilde gerçekleşmektedir. İnsan gözü, 40 yaşından sonra bu yeteneğini yavaş yavaş kaybetmeye başlamaktadır.

Presbiyopi Neden Oluşur?

Uzaktaki bir cismin yakına gelmesiyle beyne ulaşan uyarı değerlendirilerek göze iletilir. Burada gözün “silier cisim” denen bölgesinde kasların kasılıp gevşemesiyle buna bağlı lifler gerilmekte ya da gevşemektedir. Liflerin bu hareketi, lensin incelerek ya da kalınlaşarak kırıcılığının artmasına neden olur. Göz, yaşa bağlı olarak bu yeteneğini kaybeder. Kesin olarak ispatlanmamış olsa da bu yeteneğin yaşa bağlı olarak kaybedilmesi ile ilgili en yakın teori hücre yaşlanması teorisidir. Bu teori, yaşlılığa bağlı olarak saçımızın beyazlaması gibi göz hücrelerimizin bu yeteneğini kaybettiğini belirtmektedir . Bu nedenle sorun, patolojik bir sorun olarak değil fizyolojik bir yaşlanma olarak değerlendirilir. Presbiyopi yıllara göre her insanda son derece standart bir şekilde artmaktadır. 40 yaşından sonra her 10 yılda bir, +1 numara büyüme gösterir. 50 yasında +2, 60 yaşında ise +3 numara büyümüş olur. Fakat burada ilginç bir durum söz konusudur. Örneğin gözümüz -2 ise 40 yaşında buna +1 eklenir. Bu durumda yakını görmek için -1 numaraya ihtiyaç duyarsınız. 50 yaşına geldiğinizde ise uzak için -2 numaraya ihtiyaç varken, yakın gözlüğüne ihtiyaç kalmamaktadır. Bu nedenle miyop olup da “Ben yakını çok iyi görüyorum.” diyen hastaların yakını iyi görmelerinin nedeni, iki rahatsızlığın üst üste gelerek kusur azaltıcı bir etki oluşturmasıdır.

Presbiyopinin Belirtileri Nelerdir?

Presbiyopi hastaları, cisimleri 50 cm’den daha yakına getirdiklerinde görmede zorluk yaşamaktadırlar. Bu nedenle cisimleri gözlerinden uzaklaştırarak görebilirler.

Presbiyopi Nasıl Tedavi Edilir?

Presbiyopi tedavisi için tüm dünyada uygulanan yöntemlerin başında göz içi trifokal mercek operasyonları ile presbylasik lazer tedavileri uygulanmaktadır.

Göz Kapağı İltihabı (Blefarit)

Göz Kapağı İltihabı (Blefarit) Cinsiyet farkı gözetmeksizin, her yaşta görülebilen ve oldukça yaygın bir göz hastalığıdır. Hastalık ön blefarit ve arka blefarit olmak üzere 2’ye ayrılır. Ön blefaritte göz kapağının dış kenarı ve kirpik dipleri etkilenir. Vücuttaki bakterilerin aşırı miktarda çoğalması ve derinin yağlı/ kepekli olmasından dolayı blefarit meydana gelmektedir. Arka blefaritte ise kapağın gözün içine değen kısmı etkilenir, gözyaşı yağ bezlerinin normal çalışmaması ile ilişkilidir.

Göz Kapağı İltihabı Nasıl Anlaşılır?

Her yaşta gözlemlenebilen bu hastalık, kendini belirtileriyle kısa sürede belli eder. Bu belirtilerden ilk ve en önemlisi göz kapağında meydana gelen şişlik hissidir. Bu durum kimi zaman dışarıdan bakıldığında belli olurken bazen de sadece hastaya bu hissi yaşatabilir. Bir diğer belirti ise kirpik bölgesindeki kızarıklıktır. Işığa olan hassasiyet de yine hastalığın belirtileri arasında yer alır. Hastalık, doktor muayenesi ile kısa sürede teşhis edilebilir ve genellikle de ilaç tedavisine başlanır. Tedavi evde de devam edebilir fakat doktor kontrolünde olması iyileşme sürecini hızlandıracaktır.

Göz Kapağı İltihabında Tanı

Göz kapağı iltihaplanması yani arpacık hastalığını teşhis etmek için göz muayenesinin yanı sıra göz kapağı içi muayenesine de ihtiyaç duyulmaktadır. El ve göz yordamı ile yapılacak muayene neticesinde tedavi planlaması yapılır ve ilaç tedavisi ile 1 hafta gibi kısa bir sürede tedavi etkisini gösterir.

Göz Kapağı İltihabının Tetiklediği Hastalıklar

Blefarit, gözkapağı bezlerinde tekrarlayan, akut iltihaplara (arpacık) ve sert şişkinliklere (şalazyon) neden olabilir. Özellikle yaşlılarda kirpiklerin içe dönmesi, göze batması ve dökülmesi gibi sorunlar meydana gelebilir. Göz kapağı iltihabı gözün görme işlevini etkilemez. Çok nadiren kornea tabakasında iltihaba ve görme sorunlarına sebep olabilir.

Göz kapağı iltihabı, göz içi ameliyat geçirecek hastalarda, ameliyat sonrası enfeksiyon riskini arttırabilir.

İltihaba Karşı Alınabilecek Önlemler

Sebebini bildiğimiz bu rahatsızlıkla ilgili alınabilecek birkaç temel önlem vardır;

Yıkanmamış ellerin göz ile teması, blefarit için temel etmenlerden bir tanesidir. Ebeveynlerin çocuklarda bu konuya özen göstermesi ve el yıkama alışkanlığı edindirmeleri çok önemlidir.

Yıkanmamış ve kirli eller, çok sayıda mikrobu barındırdığından göz ve çevresine temas ettiğinde mikroplar buraya yerleşiyor ve eğer göz ve çevresi doğru şekilde alıcı olarak yerleşiyor ve başta göz iltihabı olmak üzere pek çok hastalığa yol açabiliyor. Hem çocukların hem de yetişkinlerin bu konuda hassasiyet göstermeleri ve gün içerisinde ellerini sık sık yıkamaları gerekiyor.

Bir başka faktörse lens kullanırken dikkat edilmeyen hijyen kurallarıdır. Gerek kırma kusurlarından kaynaklı kullanımı gerekse estetik amaçlı kullanılan lenslerin göze takılmadan önce lens suyu ile iyice temizlenmesi, temiz ellerle göze takılması çok önemlidir. Buna dikkat edilmeyen ortamlar yine göz kapağı iltihabına zemin hazırlar.

Ayrıca gün içerisinde yapılan makyajın temizlenmemesi ve uzun süre ciltte kalması da göz iltihabına sebep olabilmektedir. İçerisinde pek çok kimyasal madde barındıran bu ürünler, cildimizdeki yağ ve çevreden gelen toz zerrecikleriyle birleşerek, göz iltihabına ve hatta dikkat edilmez ve tedavi edilmezse çok daha ciddi göz rahatsızlıklarına yol açabilir. Bu yüzden yatmadan önce mutlaka makyajın temizlenmesi ve gözün bol suyla yıkanması çok önemlidir.

Göz Kapağı İltihabı Tedavisi

Göz kapağı iltihabı, kolay tedavi edilebilen fakat tekrarlayabilen inatçı bir hastalıktır ve evde de tedavisi mümkündür. Tedavide her gün düzenli olarak, sıcak, nemli ve temiz bez ya da pamuk ile göz kapağına ve kirpik diplerine yapılan hafif bir masajla kirpik dibinin temizlenmesi önemlidir. Bu işlem 5 dakika boyunca günde 2-3 kere uygulanmalı ve çam ağacı ekstresi içeren özel şampuanlar ile kirpik dibi temizlenmelidir. Hastaların çoğu, bu rahatsızlığın nüksetmemesi için yaşam boyu günlük temizlik rutinini sürdürmek zorundadır. Ayrıca göz hekiminin yazacağı antibiyotikli kremler veya steroidli göz damlaları da komplikasyonları önlemek ve hastayı rahatlatmak için çok önemlidir. Ayrıca göz kuruluğu da varsa gözyaşı damlaları yine hekim tarafından önerilecektir.

Miyom Nedir?

Uterus kökenli (leio) miyom, kadınlarda en sık görülen iyi huylu, uterus adelesi olarak bilinen myometrium denilen, düz kas hücrelerinden köken alan bir kitledir. Köken aldığı hücreye göre “fibroid” olarak da isimlendirilebilir.

Tedavi seçenekleri değerlendirilirken; hastanın yakınmaları, öncelikleri, dahili sorunları, miyom(ların) sayısı, büyüklüğü, yerleşimleri dikkate alınmalıdır. Genel olarak özetlemek gerekirse; hastanın kontrollerini aksatmayacağı düşünülürse, sadece belirli periyotlarla takip edilip, büyümesi izlenebilir ki bu yöntem son zamanlarda, yavaş büyüme gösteren ve malignleşme eğilimi olmayan miyomlarda, invaziv cerrahi yöntemlere göre daha çok kabul görmektedir.

Tıbbi tedavi: Miyomu olan hastada, bu nedenle kanama ve bunun getirdiği dahili sorunların azaltılmasına yöneliktir. Ayrıntılı tıbbi tedavi seçenekleri, hastanın tıbbi koşullarına ve tedaviye uyumuna göre ele alınmalıdır.

Cerrahi tedavi: Karar bu yönde verilmişse, hastanın yaşı, çocuk isteği, miyom nedeniyle yaşadığı sorunlar dikkate alınarak değerlendirilmelidir. Bu bağlamda, miyomun yeri, büyüklüğü ve sayısı dikkate alınarak; sadece miyomun alındığı myomektomi operasyonundan, total abdominal histerektomi ve bilateral salpingooferektomi gibi iç genital organların hepsinin alınabileceği bir yelpaze olasıdır. Operasyonun kapalı (laparoskopik) ya da açık(laparotomik) veya vajinal yoldan olup olmayacağını ise, yine miyomun özellikleri, sayısı, büyüklüğü, cerrahın becerisi ve ameliyathane koşulları belirleyecektir. 

Miyomun Belirtileri Nelerdir?

  • Anormal Vajinal Kanama
  • Ağrı Ve Büyüklüğüne /Yerleşimine Göre Bası Semptomları
  • İnfertilite (Kısırlık)
  • Düşük Veya Erken Doğum Gibi Ana Başlıklarda Toplanabilir. 

Miyom Tedavisine Geç Kalınması Ne Gibi Sonuçlar Doğurur?

Son zamanlarda yapılan çalışmalarda, miyomdaki büyüme ile kanser olasılığında bir artış olma olasılığında, herhangi bir ilişki ortaya konamamış olup, sorun sadece miyomun neden olduğu kanama ve dolayısıyla anemi ve bunun getirdiği tıbbi komplikasyonlar şeklinde olacaktır.

Miyom Neden Oluşur?

Doğurganlık çağındaki kadınlar ele alındığında, önemli bir sağlık sorunu olmasına karşın, oluş nedenleri hakkında somut ve tutarlı verilere şimdilik ulaşılamamıştır. Genetik yatkınlık üzerinde durulmaktadır.

Miyom Nasıl Teşhis Edilir?

Hastadan alınan anamnez ve yakınmaları ve jinekolojik muayene sırasında vajinal tuşeyle genellikle saptanabilen miyomlar, daha net bir tanı için, vajinal ya da pelvik ultrasonografi ile kolaylıkla tanınabilir. Malign bir sorunu ekarte etmek amacıyla tanısal kürtaj yapılıp; tedavi konusunda atılacak adım netleştirilebilir.

Miyom Çeşitleri Nelerdir?

Yerleşim yerlerine göre submüköz, intramural veya subseröz saplı miyomlar olabilir.

Miyom, Kısırlık Yapar mı?

Yerleşim yerleri ve büyüklüklerine göre, böyle bir olasılık söz konusudur. Mekanik olarak, gamet ve embriyo transferine engel olabilirler. Sperm hareketliliğini kolaylaştıran uterus kasılmalarını bozabilirler. Gebeliğin tutunacağı alanı bozup, uterusun büyümesine engel olabilirler. Erken gebelik sonlanmalarına neden olabilirler.

Miyomların kesin tedavisi laparoskopik myomektomi ile mümkün müdür?

Miyom tedavisi ile ilgili cerrahi endikasyon kararı hasta ve hekim iş birliğince verilmişse; hastanın yaşı ve öncelikleri dikkate alınarak cerrahi olarak, laparoskopi ile de olasıdır. Böylece hastanın ameliyat sonrası, normal yaşamına dönüş süresi ve kanama riski daha az olur.

Lazerle Göz Ameliyatı Sonrası Bilinmesi Gerekenler

Lazerle Göz Ameliyatı Sonrası Bilinmesi Gerekenlerİşlem sonrasında belli bir süre göz kuruluğu problemi yaşanabilir. Suni gözyaşı damlaları sayesinde durum kontrol altına alınır ve bir süre sonra damla kullanımı bırakılır. Bu süreyi size doktorunuz söyleyecektir.

Lazerle Göz Ameliyatı Sonrası Batma ve Sulanma

Lazerle göz ameliyatı geniş bir konudur. Hastanın rahatsızlığına, yapılan muayene ve testlere uygulanacak lazer tedavisi türü belirlenir. Intralase-LASIK ve LASIK gibi korneada kapakçık (flep) oluşturularak yapılan ameliyatların sonrasında 6 saat kadar ağrı, batma, sulanma gibi şikayetler olabilmektedir. LASEK, PRK gibi göz yüzeyinin soyulması tekniğiyle yapılan işlemlerden sonra ise 2-3 gün ağrı çekilebilir. Bu ağrının az hissedilmesi için işlem sonrasında hastaya koruyucu kontakt lens verilebilir.

Lazerle Göz Ameliyatı Sonrası Baş Ağrısı

İşlem sonrası baş ağrısı hissedilmesi durumunda kan sulandırıcı özelliği olmayan bir ağrı kesici yine doktorunuza danışılarak alınabilir. İşlem görmüş gözü güneşten ve ışıktan korumak da yine baş ağrısını önlemeye yardımcı olacaktır.

Lazerle Göz Ameliyatı Sonrası İlk Gün

İlk gün; bulanık görme ve gözlerde 3- 4 saat batma, yanma ve sulanma gibi şikâyetlerin olması normaldir. Doktorunuzun tavsiye ettiği ilaçların operasyon sonrası aksatılmadan, tarif edildiği şekilde kullanılması gerekmektedir. İşlem sonrası baş ağrısı hissedilmesi durumunda kan sulandırıcı özelliği olmayan bir ağrı kesici yine doktorunuza danışılarak alınabilir. Ameliyat olunduğu gün araba kullanmak ve işe gitmek sakıncalı olacağından önerilmez.
Tozlu ortamda bulunmaktan kaçınılmalı, işlem gören göz ilk 24 saat süresince ovalanmamalı, kaşınmamalı, ellenmemeli ve suyla temastan kaçınılmalıdır. Operasyonun ertesi günü gündelik yaşantınıza dönebilirsiniz. Operasyondan sonra doktorunuzun önereceği suni gözyaşı damlası 3 ila 6 ay arası kullanılmalıdır.

Lazerle Göz Ameliyatı Sonrası Kontroller

Lazerle yapılan göz ameliyatın türüne göre, kontrol süreleri değişkenlik gösterebilmektedir. Ertesi gün, bir hafta sonra, 1 ay ve 3 ay sonra şeklinde programlandıktan sonra yılda bir kere rutine indirgenebilmektedir.

Dengeli Beslenme ve Göz Sağlığı

Dengeli Beslenme ve Göz Sağlığı Gün içerisindeki yoğun tempomuz ve iş hayatındaki stresli ortamımız ve bazen özel hayatın öncelikleriyle çoğu zaman sağlıklı ve dengeli beslenemiyoruz. Oysaki sağlıklı ve dengeli beslenmenin vücut direncinin yanında diğer kronik hastalıkların oluşmasını da etkiliyor. Göz hastalıkları da beslenmenin doğrudan etkilediği hastalıklardır. Peki ilerleyen yaşımız, yoğun iş hayatımız ve günün diğer koşuşturmacalarının arasında göz sağlığımızı nasıl koruyabiliriz.

Göz sağlığımız için A, C, E vitaminleri ve beta karoten içeren besinleri tüketmemiz daha kaliteli bir görüş alanına sahip olmamıza yardımcı olacaktır. Bu vitaminlerin vücuda alınmasa ile görme kaybı, göz kuruluğu, retinada hasar ve katarakt gibi göz hastalıklarına yakalanma veya varlığında hastalığın daha hızlı ilerlemesini engelleyebiliriz.

A, C, E vitaminleri ve Beta karoten içeren besinler nelerdir?

A Vitamini İçeren BesinlerKaraciğer, balık yağı, süt, tereyağı, yumurta, böbrek, peynir, yoğurt, ıspanak, maydanoz, pazı, kabak, havuçC Vitamini İçeren BesinlerKırmız biber, yeşil biber, limon, çilek, kivi, portakal, greyfurt, maydanoz.E Vitamini İçeren BesinlerBadem, ay çekirdeği, kabak çekirdeği, fındık, ceviz, zeytinyağı gibi bitkisel yağlar.Beta Karoten İçeren BesinlerRengi kırmızı, Sarı ve turuncu olan sebzelerde yoğun olarak bulunur. Bal kabağı, havuç, kırmızıbiber, Patates, kayısı gibi birçok sebze ve meyvede bulunur. Yüksek miktarda beta karoten içeren besinler yukarıda saydıklarımız gibidir.

Beta – Karoten Nedir?

Beta- karoten karaciğerimizde depolanır ve gerektiğinde vücudumuzda A vitaminine dönüşür. A vitaminine dönüştükten sonra rodopsine çevrilerek retinaya taşınır.
Rodopsin pigmenti, Işığın az olduğu durumlarda görme işlevinin gerçekleşebilmesini sağlar.
Bu sebepten görme işlevimiz ve diğer göz hastalıklarından korunmada A vitamini ve Beta- karoten oldukça önemlidir.

Femtosaniye Lazerle Katarakt Ameliyatı

Femtosaniye Lazerle Katarakt AmeliyatıKatarakt, göz merceğinin saydamlığını kaybederek matlaşmasıdır. Bu sebeple görme netliği azalır ve bozulur. Yaşa bağlı olabileceği gibi kalıtsal sebeplerle de görülmektedir. Kataraktın tek tedavi yöntemi refraktif cerrahidir. Bunun içinde birkaç farklı yöntem uygulanmaktadır. Bunlardan biri de son yıllarda gelişen ve hızla yaygınlaşan Femtosaniye Lazerle Katarakt tedavisidir.

Katarakt ameliyatlarında Lazer kullanımı sayesinde, klasik cerrahi yöntemlere göre daha güvenli, emniyetli, konforlu ve komplikasyon riski en aza indirilmiş bir şekilde yapılabilmektedir.

Femtosaniye Lazerli Katarakt Cerrahisinin Klasik Fako Yöntemine Göre Farklılıkları

  • Kesi Lazer Ile Açılır Ve Bıçak Kullanılmaz, Doku Bütünlüğü Bozulmaz
  • Kesi Düzgün Ve Planlıdır Bu Da Ameliyat Sonrası Görüş Netliğinde, Görüntü Kalitesini Olumlu Etkiler
  • Bilgisayar Kontrolünde Yapıldığı Için Hata Riski Sıfırdır
  • Ödem Ve Enfeksiyon Riski Çok Düşüktür
  • Kataraktlı Mercek Parçalanırken Çevre Dokular Zarar Görmez
  • Yapay Göz Içi Merceğinin Yerleştiği Yuvanın Kusursuz Olarak Hazırlanmasını Sağlar
  • Kataraktın Yanı Sıra Miyop, Hipermetrop Ve Astigmat Gibi Görme Kusurlarını Da Giderir.

Klasik Fako Yönteminde ise işlemin başarısındaki en önemli unsur hekimin tecrübesidir ve klasik yöntemde komplikasyon riski çok daha fazladır. Yine klasik yöntemde ödem iyileşme süresi fazla olduğundan rutin yaşama dönmek de zaman almaktadır.
Femtosaniye lazer yöntemi, özellikle multifokal, trifokal, torik göz içi lens seçen ve gözlüksüz kalmak isteyen hastalarda ameliyat başarısını arttırmak için geliştirilmiştir. Özellikli göz içi mercek seçen hastalarda, tercih edilmesi gereken tedavi yöntemi ‘’Femtosaniye Lazer ‘’ yöntemi olmalıdır.

Operasyon öncesi anestezi özellikli damlalardan hastanın gözüne 5 dakikada bir iki kez damlatılır. Hastanın gözünün görüntülenmesi ve sabitlenmesi için özel bir aparatla vakum yapılır; bu işlem esnasında göz uyuşmuş olduğundan hasta herhangi bir acı ya da ağrı hissetmez. Daha sonra 50-60 saniye gibi kısa bir sürede, kesi ve matlaşmış lensin parçalanması işlemi tamamlanır. Daha sonra bu parçalar aspire edilerek, yeni göz içi lens yerleştirilir.
İşlemden sonra göz kapatılmaz sadece koruyucu gözlük verilir. Ertesi gün gerçekleşen rutin kontrolden sonra normal yaşama dönülebilir.

Vitrektomi Ameliyatı Nedir

Vitrektomi Ameliyatı Nedir? Vitreus; gözü dolduran, jel kıvamında şeffaf bir maddedir. Göz hacminin yaklaşık üçte ikisini oluşturur ve gözün retina denen sinir kısmına destek vererek gözün anatomik şeklinin oluşmasına katkıda bulunur. Geçmişte retina hastalığından dolayı kör kalan çoğu hasta, günümüzde vitrektomi ameliyatı sayesinde iyi bir görme düzeyine sahip olabilmektedir

Vitrektomi Ameliyatı Nasıl Yapılır?

Vitrektomide göze girmek için açılan delikler, kornea dediğimiz saydam tabakanın 3-4 mm gerisinden yani pars planadan yapıldığından bu ameliyata pars plana vitrektomi denir. Vitrektomide sklera dediğimiz beyaz görünen tabakada 3 delik açılır. Bir delikten infusion hattı ile göz içine sıvı verilir. Bu sıvı, vitrektomi ameliyatı esnasında çıkarılan vitreusun yerini alır. Diğer delikten sokulan ışık kaynağı, ameliyat sırasında göz içini aydınlatmaktadır. Üçüncü delikten sokulan vitreus kesicisi ise vitreusu küçük parçalara ayırıp yutar. Ameliyat esnasında cerrah gözün içini görebilmek için ameliyat mikroskobu ve çeşitli lensler kullanır.Çoğu zaman sadece lokal anestezi ile göz uyuşturularak yapılır. Hasta ameliyat bittikten sonra evine gidebilmektedir.
Hangi Retina Hastalıklarında Vitrektomi Uygulamaktayız?

Göz içi kanama, ileri evre diyabetik göz hastalığı (proliferatif diyabetik retinopati), retina dekolmanı (ayrışması), makula (görme merkezi) deliği, makula önü zar oluşumu (epiretinal membran), göz içi enfeksiyon, göz içi yabancı cisim, göz yaralanmaları, dev retina yırtıkları, katarakt ameliyatı sırasında gözde kalmış lens kalıntıları, göz içine düşen yapay mercek gibi hastalıklarda vitrektomiyi uygulamaktayız.

Fako Yöntemi Katarakt Tedavisi

Fako Yöntemi Katarakt Tedavisi Katarakt gözümüzün içerisindeki lensin yani kendi merceğimizin saydamlığını yitirerek bulanıklaşması ile ortaya çıkan bir rahatsızlıktır. Bu rahatsızlık yaşla birlikte çıkabileceği gibi doğumsal da olabileceğinden bebeklerde ve çocuklarda görülebilir.

Kataraktın ilaçla tedavisi mümkün olmadığından tek tedavi yöntemi cerrahidir. Fakat bu cerrahi işlemler, yatış gerektirmeyen ve rutin hayata dönüşün hızlı olduğu operasyonlardır.

İlerleyen teknoloji ile birlikte halk arasında lazerle katarakt ameliyatı-dikişsiz katarakt ameliyatı olarak da bilinen FAKO yöntemi ile dakikalar içerisinde hastanın, kataraktından kurtulması mümkün olmaktadır.

Tek ameliyatta enfeksiyon riski sebebiyle her iki göze birden yapılmaz, arada 1-2 gün ara bırakılır. İşlem 15-20 dakika gibi kısa süren bir zamanda tamamlanır. Hasta araç kullanmak, TV izlemek, kitap okumak gibi rutin işlerine 1-2 gün içerisinde dönebilmektedir.

Hastanın gözü bazı damlalar ile işleme hazırlanır ve uyuşması sağlanır, daha sonra 2 mm gibi ufak bir kesiden göz içerisine girilerek Torsiyonel Fako Enerjisi (Ultrason Enerjisi) ile kataraktlı mercek eritilir. Eriyen merceğin yerine daha önceden belirlenen akıllı lensler/ mercekler yerleştirilir. Kesi küçük olduğu için dikiş gerektirmez ve yara hızla iyileşir.