Tüberkülozdan Nasıl Korunmak Gerekir? Tüberküloz, bulaşıcı bir hastalıktır. Hasta kişinin öksürmesi, hapşırması ya da konuşmasıyla ortama yayılan mikrop hava yoluyla sağlıklı kişiye geçer ve akciğerine yerleşir. Hastalıktan korunmak için taşıyıcının maske kullanması, hapşırır ya da öksürürken ağzını kapatması ve ortamın havalandırılması çok önemlidir. Temel hijyen kurallarına tüm toplumun uyması ve yıllık düzenli kontroller çok önemlidir.

Akciğerde Kist Belirtileri Nelerdir?

Akciğerde kist oluşumu senelerce herhangi bir belirti vermeden ilerleyebilir. Hastalığın başlangıç aşamasında göğüs ağrısı, solunum sıkıntısı daha sonrasında bulantı, kusma, kanlı balgam görülür.

Kronik Öksürük Nedenleri Nelerdir?

Üç haftadan uzun süren öksürüklere kronik öksürük denir. Viral enfeksiyonlar, astım, ev içi rutubet, hava kirliliği, sigara ve alerjik nedenler.


Akciğerde Apse Nasıl Tedavi Edilir?

Akciğer grafisinde 2 cm’den büyük olarak gözlemlenen ve mikrobik olarak gelişen enfeksiyonlardır. Tedavisi uzun süreli antibiyotik kullanımı ve drenaj ile yapılır. Sonrasında küçülme gözlemlenmezse küçük cerrahi bir müdahale yapılır.

Klima Tüberküloza Neden Olur mu?

Tüberküloz hava yoluyla yayılan bulaşıcı bir hastalıktır ve düzenli bakımları yapılmayan bir klima da buna neden olabilir.

Tüberkülozdan Nasıl Korunmak Gerekir?

Tüberkülozdan Nasıl Korunmak Gerekir? Tüberküloz, bulaşıcı bir hastalıktır. Hasta kişinin öksürmesi, hapşırması ya da konuşmasıyla ortama yayılan mikrop hava yoluyla sağlıklı kişiye geçer ve akciğerine yerleşir. Hastalıktan korunmak için taşıyıcının maske kullanması, hapşırır ya da öksürürken ağzını kapatması ve ortamın havalandırılması çok önemlidir. Temel hijyen kurallarına tüm toplumun uyması ve yıllık düzenli kontroller çok önemlidir.

Akciğerde Kist Belirtileri Nelerdir?

Akciğerde kist oluşumu senelerce herhangi bir belirti vermeden ilerleyebilir. Hastalığın başlangıç aşamasında göğüs ağrısı, solunum sıkıntısı daha sonrasında bulantı, kusma, kanlı balgam görülür.

Kronik Öksürük Nedenleri Nelerdir?

Üç haftadan uzun süren öksürüklere kronik öksürük denir. Viral enfeksiyonlar, astım, ev içi rutubet, hava kirliliği, sigara ve alerjik nedenler.


Akciğerde Apse Nasıl Tedavi Edilir?

Akciğer grafisinde 2 cm’den büyük olarak gözlemlenen ve mikrobik olarak gelişen enfeksiyonlardır. Tedavisi uzun süreli antibiyotik kullanımı ve drenaj ile yapılır. Sonrasında küçülme gözlemlenmezse küçük cerrahi bir müdahale yapılır.

Klima Tüberküloza Neden Olur mu?

Tüberküloz hava yoluyla yayılan bulaşıcı bir hastalıktır ve düzenli bakımları yapılmayan bir klima da buna neden olabilir.

Koah ve Astım

Koah; amfizem, kronik bronşit ve geri dönüşümsüz astımı da içeren ilerleyici bir akciğer hastalığıdır.

Başlıca nedeni pek çok hastalığında sebebi olan sigara kullanımıdır sonra bunu hava kirliliği, kimyasal ve tozlarla uzun süre temas, genetik faktörler, yaş ve cinsiyet gelmektedir. En belirgin belirtisi devam eden öksürük, balgam çıkarma, nefes almada zorluk ve zaman içerisinde halsizlik, isteksizlik ve depresyon da gözlemlenmektedir. Ayrıca uyku hali ve parmak ucu, kulak memesi, dudaklar gibi yerlerde morarma da görülebilir.

Astım Tedavisi Nasıl Olur?

Astım tedavisinde 2 tip ilaç kullanılır. Kontrol edici ilaçlar ve rahatlatıcı ilaçlar. Tedavinin seyrine doktorunuz karar verir ve düzenli kontroller çok önemlidir.


Alerjik Astıma Karşı Alınacak Önlemler Nelerdir?

Hastanın alerjisini tetikleyici unsurlardan; ev tozu – akarı, polen, hayvan tüyü, küf uzak durulmalıdır. Dışarı çıkarken güneş gözlüğü gibi koruyucu önlemler alınmalı. Yüz ve eller sık sık yıkanmalıdır.


Solunum Yetmezliğinde Nemli Hava mı Kuru Hava mı İyi Gelir?

Solunum yetmezliği, solunum sisteminin oksijen ve karbonmonoksit değimini sağlamada yetersiz kalması durumudur ve bu sebepten kana ve sistematik organlara oksijen sağlanamamaktadır. Tedavisi yoğun bakımda yapılır fakat kritik süreci atlatan hastalara nemli değil, kuru hava iyi gelir.

Göz Kapağı İltihabı (Blefarit)

Göz Kapağı İltihabı (Blefarit) Cinsiyet farkı gözetmeksizin, her yaşta görülebilen ve oldukça yaygın bir göz hastalığıdır. Hastalık ön blefarit ve arka blefarit olmak üzere 2’ye ayrılır. Ön blefaritte göz kapağının dış kenarı ve kirpik dipleri etkilenir. Vücuttaki bakterilerin aşırı miktarda çoğalması ve derinin yağlı/ kepekli olmasından dolayı blefarit meydana gelmektedir. Arka blefaritte ise kapağın gözün içine değen kısmı etkilenir, gözyaşı yağ bezlerinin normal çalışmaması ile ilişkilidir.

Göz Kapağı İltihabı Nasıl Anlaşılır?

Her yaşta gözlemlenebilen bu hastalık, kendini belirtileriyle kısa sürede belli eder. Bu belirtilerden ilk ve en önemlisi göz kapağında meydana gelen şişlik hissidir. Bu durum kimi zaman dışarıdan bakıldığında belli olurken bazen de sadece hastaya bu hissi yaşatabilir. Bir diğer belirti ise kirpik bölgesindeki kızarıklıktır. Işığa olan hassasiyet de yine hastalığın belirtileri arasında yer alır. Hastalık, doktor muayenesi ile kısa sürede teşhis edilebilir ve genellikle de ilaç tedavisine başlanır. Tedavi evde de devam edebilir fakat doktor kontrolünde olması iyileşme sürecini hızlandıracaktır.

Göz Kapağı İltihabında Tanı

Göz kapağı iltihaplanması yani arpacık hastalığını teşhis etmek için göz muayenesinin yanı sıra göz kapağı içi muayenesine de ihtiyaç duyulmaktadır. El ve göz yordamı ile yapılacak muayene neticesinde tedavi planlaması yapılır ve ilaç tedavisi ile 1 hafta gibi kısa bir sürede tedavi etkisini gösterir.

Göz Kapağı İltihabının Tetiklediği Hastalıklar

Blefarit, gözkapağı bezlerinde tekrarlayan, akut iltihaplara (arpacık) ve sert şişkinliklere (şalazyon) neden olabilir. Özellikle yaşlılarda kirpiklerin içe dönmesi, göze batması ve dökülmesi gibi sorunlar meydana gelebilir. Göz kapağı iltihabı gözün görme işlevini etkilemez. Çok nadiren kornea tabakasında iltihaba ve görme sorunlarına sebep olabilir.

Göz kapağı iltihabı, göz içi ameliyat geçirecek hastalarda, ameliyat sonrası enfeksiyon riskini arttırabilir.

İltihaba Karşı Alınabilecek Önlemler

Sebebini bildiğimiz bu rahatsızlıkla ilgili alınabilecek birkaç temel önlem vardır;

Yıkanmamış ellerin göz ile teması, blefarit için temel etmenlerden bir tanesidir. Ebeveynlerin çocuklarda bu konuya özen göstermesi ve el yıkama alışkanlığı edindirmeleri çok önemlidir.

Yıkanmamış ve kirli eller, çok sayıda mikrobu barındırdığından göz ve çevresine temas ettiğinde mikroplar buraya yerleşiyor ve eğer göz ve çevresi doğru şekilde alıcı olarak yerleşiyor ve başta göz iltihabı olmak üzere pek çok hastalığa yol açabiliyor. Hem çocukların hem de yetişkinlerin bu konuda hassasiyet göstermeleri ve gün içerisinde ellerini sık sık yıkamaları gerekiyor.

Bir başka faktörse lens kullanırken dikkat edilmeyen hijyen kurallarıdır. Gerek kırma kusurlarından kaynaklı kullanımı gerekse estetik amaçlı kullanılan lenslerin göze takılmadan önce lens suyu ile iyice temizlenmesi, temiz ellerle göze takılması çok önemlidir. Buna dikkat edilmeyen ortamlar yine göz kapağı iltihabına zemin hazırlar.

Ayrıca gün içerisinde yapılan makyajın temizlenmemesi ve uzun süre ciltte kalması da göz iltihabına sebep olabilmektedir. İçerisinde pek çok kimyasal madde barındıran bu ürünler, cildimizdeki yağ ve çevreden gelen toz zerrecikleriyle birleşerek, göz iltihabına ve hatta dikkat edilmez ve tedavi edilmezse çok daha ciddi göz rahatsızlıklarına yol açabilir. Bu yüzden yatmadan önce mutlaka makyajın temizlenmesi ve gözün bol suyla yıkanması çok önemlidir.

Göz Kapağı İltihabı Tedavisi

Göz kapağı iltihabı, kolay tedavi edilebilen fakat tekrarlayabilen inatçı bir hastalıktır ve evde de tedavisi mümkündür. Tedavide her gün düzenli olarak, sıcak, nemli ve temiz bez ya da pamuk ile göz kapağına ve kirpik diplerine yapılan hafif bir masajla kirpik dibinin temizlenmesi önemlidir. Bu işlem 5 dakika boyunca günde 2-3 kere uygulanmalı ve çam ağacı ekstresi içeren özel şampuanlar ile kirpik dibi temizlenmelidir. Hastaların çoğu, bu rahatsızlığın nüksetmemesi için yaşam boyu günlük temizlik rutinini sürdürmek zorundadır. Ayrıca göz hekiminin yazacağı antibiyotikli kremler veya steroidli göz damlaları da komplikasyonları önlemek ve hastayı rahatlatmak için çok önemlidir. Ayrıca göz kuruluğu da varsa gözyaşı damlaları yine hekim tarafından önerilecektir.

Miyom Nedir?

Uterus kökenli (leio) miyom, kadınlarda en sık görülen iyi huylu, uterus adelesi olarak bilinen myometrium denilen, düz kas hücrelerinden köken alan bir kitledir. Köken aldığı hücreye göre “fibroid” olarak da isimlendirilebilir.

Tedavi seçenekleri değerlendirilirken; hastanın yakınmaları, öncelikleri, dahili sorunları, miyom(ların) sayısı, büyüklüğü, yerleşimleri dikkate alınmalıdır. Genel olarak özetlemek gerekirse; hastanın kontrollerini aksatmayacağı düşünülürse, sadece belirli periyotlarla takip edilip, büyümesi izlenebilir ki bu yöntem son zamanlarda, yavaş büyüme gösteren ve malignleşme eğilimi olmayan miyomlarda, invaziv cerrahi yöntemlere göre daha çok kabul görmektedir.

Tıbbi tedavi: Miyomu olan hastada, bu nedenle kanama ve bunun getirdiği dahili sorunların azaltılmasına yöneliktir. Ayrıntılı tıbbi tedavi seçenekleri, hastanın tıbbi koşullarına ve tedaviye uyumuna göre ele alınmalıdır.

Cerrahi tedavi: Karar bu yönde verilmişse, hastanın yaşı, çocuk isteği, miyom nedeniyle yaşadığı sorunlar dikkate alınarak değerlendirilmelidir. Bu bağlamda, miyomun yeri, büyüklüğü ve sayısı dikkate alınarak; sadece miyomun alındığı myomektomi operasyonundan, total abdominal histerektomi ve bilateral salpingooferektomi gibi iç genital organların hepsinin alınabileceği bir yelpaze olasıdır. Operasyonun kapalı (laparoskopik) ya da açık(laparotomik) veya vajinal yoldan olup olmayacağını ise, yine miyomun özellikleri, sayısı, büyüklüğü, cerrahın becerisi ve ameliyathane koşulları belirleyecektir. 

Miyomun Belirtileri Nelerdir?

  • Anormal Vajinal Kanama
  • Ağrı Ve Büyüklüğüne /Yerleşimine Göre Bası Semptomları
  • İnfertilite (Kısırlık)
  • Düşük Veya Erken Doğum Gibi Ana Başlıklarda Toplanabilir. 

Miyom Tedavisine Geç Kalınması Ne Gibi Sonuçlar Doğurur?

Son zamanlarda yapılan çalışmalarda, miyomdaki büyüme ile kanser olasılığında bir artış olma olasılığında, herhangi bir ilişki ortaya konamamış olup, sorun sadece miyomun neden olduğu kanama ve dolayısıyla anemi ve bunun getirdiği tıbbi komplikasyonlar şeklinde olacaktır.

Miyom Neden Oluşur?

Doğurganlık çağındaki kadınlar ele alındığında, önemli bir sağlık sorunu olmasına karşın, oluş nedenleri hakkında somut ve tutarlı verilere şimdilik ulaşılamamıştır. Genetik yatkınlık üzerinde durulmaktadır.

Miyom Nasıl Teşhis Edilir?

Hastadan alınan anamnez ve yakınmaları ve jinekolojik muayene sırasında vajinal tuşeyle genellikle saptanabilen miyomlar, daha net bir tanı için, vajinal ya da pelvik ultrasonografi ile kolaylıkla tanınabilir. Malign bir sorunu ekarte etmek amacıyla tanısal kürtaj yapılıp; tedavi konusunda atılacak adım netleştirilebilir.

Miyom Çeşitleri Nelerdir?

Yerleşim yerlerine göre submüköz, intramural veya subseröz saplı miyomlar olabilir.

Miyom, Kısırlık Yapar mı?

Yerleşim yerleri ve büyüklüklerine göre, böyle bir olasılık söz konusudur. Mekanik olarak, gamet ve embriyo transferine engel olabilirler. Sperm hareketliliğini kolaylaştıran uterus kasılmalarını bozabilirler. Gebeliğin tutunacağı alanı bozup, uterusun büyümesine engel olabilirler. Erken gebelik sonlanmalarına neden olabilirler.

Miyomların kesin tedavisi laparoskopik myomektomi ile mümkün müdür?

Miyom tedavisi ile ilgili cerrahi endikasyon kararı hasta ve hekim iş birliğince verilmişse; hastanın yaşı ve öncelikleri dikkate alınarak cerrahi olarak, laparoskopi ile de olasıdır. Böylece hastanın ameliyat sonrası, normal yaşamına dönüş süresi ve kanama riski daha az olur.

Lazerle Göz Ameliyatı Sonrası Bilinmesi Gerekenler

Lazerle Göz Ameliyatı Sonrası Bilinmesi Gerekenlerİşlem sonrasında belli bir süre göz kuruluğu problemi yaşanabilir. Suni gözyaşı damlaları sayesinde durum kontrol altına alınır ve bir süre sonra damla kullanımı bırakılır. Bu süreyi size doktorunuz söyleyecektir.

Lazerle Göz Ameliyatı Sonrası Batma ve Sulanma

Lazerle göz ameliyatı geniş bir konudur. Hastanın rahatsızlığına, yapılan muayene ve testlere uygulanacak lazer tedavisi türü belirlenir. Intralase-LASIK ve LASIK gibi korneada kapakçık (flep) oluşturularak yapılan ameliyatların sonrasında 6 saat kadar ağrı, batma, sulanma gibi şikayetler olabilmektedir. LASEK, PRK gibi göz yüzeyinin soyulması tekniğiyle yapılan işlemlerden sonra ise 2-3 gün ağrı çekilebilir. Bu ağrının az hissedilmesi için işlem sonrasında hastaya koruyucu kontakt lens verilebilir.

Lazerle Göz Ameliyatı Sonrası Baş Ağrısı

İşlem sonrası baş ağrısı hissedilmesi durumunda kan sulandırıcı özelliği olmayan bir ağrı kesici yine doktorunuza danışılarak alınabilir. İşlem görmüş gözü güneşten ve ışıktan korumak da yine baş ağrısını önlemeye yardımcı olacaktır.

Lazerle Göz Ameliyatı Sonrası İlk Gün

İlk gün; bulanık görme ve gözlerde 3- 4 saat batma, yanma ve sulanma gibi şikâyetlerin olması normaldir. Doktorunuzun tavsiye ettiği ilaçların operasyon sonrası aksatılmadan, tarif edildiği şekilde kullanılması gerekmektedir. İşlem sonrası baş ağrısı hissedilmesi durumunda kan sulandırıcı özelliği olmayan bir ağrı kesici yine doktorunuza danışılarak alınabilir. Ameliyat olunduğu gün araba kullanmak ve işe gitmek sakıncalı olacağından önerilmez.
Tozlu ortamda bulunmaktan kaçınılmalı, işlem gören göz ilk 24 saat süresince ovalanmamalı, kaşınmamalı, ellenmemeli ve suyla temastan kaçınılmalıdır. Operasyonun ertesi günü gündelik yaşantınıza dönebilirsiniz. Operasyondan sonra doktorunuzun önereceği suni gözyaşı damlası 3 ila 6 ay arası kullanılmalıdır.

Lazerle Göz Ameliyatı Sonrası Kontroller

Lazerle yapılan göz ameliyatın türüne göre, kontrol süreleri değişkenlik gösterebilmektedir. Ertesi gün, bir hafta sonra, 1 ay ve 3 ay sonra şeklinde programlandıktan sonra yılda bir kere rutine indirgenebilmektedir.

Dengeli Beslenme ve Göz Sağlığı

Dengeli Beslenme ve Göz Sağlığı Gün içerisindeki yoğun tempomuz ve iş hayatındaki stresli ortamımız ve bazen özel hayatın öncelikleriyle çoğu zaman sağlıklı ve dengeli beslenemiyoruz. Oysaki sağlıklı ve dengeli beslenmenin vücut direncinin yanında diğer kronik hastalıkların oluşmasını da etkiliyor. Göz hastalıkları da beslenmenin doğrudan etkilediği hastalıklardır. Peki ilerleyen yaşımız, yoğun iş hayatımız ve günün diğer koşuşturmacalarının arasında göz sağlığımızı nasıl koruyabiliriz.

Göz sağlığımız için A, C, E vitaminleri ve beta karoten içeren besinleri tüketmemiz daha kaliteli bir görüş alanına sahip olmamıza yardımcı olacaktır. Bu vitaminlerin vücuda alınmasa ile görme kaybı, göz kuruluğu, retinada hasar ve katarakt gibi göz hastalıklarına yakalanma veya varlığında hastalığın daha hızlı ilerlemesini engelleyebiliriz.

A, C, E vitaminleri ve Beta karoten içeren besinler nelerdir?

A Vitamini İçeren BesinlerKaraciğer, balık yağı, süt, tereyağı, yumurta, böbrek, peynir, yoğurt, ıspanak, maydanoz, pazı, kabak, havuçC Vitamini İçeren BesinlerKırmız biber, yeşil biber, limon, çilek, kivi, portakal, greyfurt, maydanoz.E Vitamini İçeren BesinlerBadem, ay çekirdeği, kabak çekirdeği, fındık, ceviz, zeytinyağı gibi bitkisel yağlar.Beta Karoten İçeren BesinlerRengi kırmızı, Sarı ve turuncu olan sebzelerde yoğun olarak bulunur. Bal kabağı, havuç, kırmızıbiber, Patates, kayısı gibi birçok sebze ve meyvede bulunur. Yüksek miktarda beta karoten içeren besinler yukarıda saydıklarımız gibidir.

Beta – Karoten Nedir?

Beta- karoten karaciğerimizde depolanır ve gerektiğinde vücudumuzda A vitaminine dönüşür. A vitaminine dönüştükten sonra rodopsine çevrilerek retinaya taşınır.
Rodopsin pigmenti, Işığın az olduğu durumlarda görme işlevinin gerçekleşebilmesini sağlar.
Bu sebepten görme işlevimiz ve diğer göz hastalıklarından korunmada A vitamini ve Beta- karoten oldukça önemlidir.

Femtosaniye Lazerle Katarakt Ameliyatı

Femtosaniye Lazerle Katarakt AmeliyatıKatarakt, göz merceğinin saydamlığını kaybederek matlaşmasıdır. Bu sebeple görme netliği azalır ve bozulur. Yaşa bağlı olabileceği gibi kalıtsal sebeplerle de görülmektedir. Kataraktın tek tedavi yöntemi refraktif cerrahidir. Bunun içinde birkaç farklı yöntem uygulanmaktadır. Bunlardan biri de son yıllarda gelişen ve hızla yaygınlaşan Femtosaniye Lazerle Katarakt tedavisidir.

Katarakt ameliyatlarında Lazer kullanımı sayesinde, klasik cerrahi yöntemlere göre daha güvenli, emniyetli, konforlu ve komplikasyon riski en aza indirilmiş bir şekilde yapılabilmektedir.

Femtosaniye Lazerli Katarakt Cerrahisinin Klasik Fako Yöntemine Göre Farklılıkları

  • Kesi Lazer Ile Açılır Ve Bıçak Kullanılmaz, Doku Bütünlüğü Bozulmaz
  • Kesi Düzgün Ve Planlıdır Bu Da Ameliyat Sonrası Görüş Netliğinde, Görüntü Kalitesini Olumlu Etkiler
  • Bilgisayar Kontrolünde Yapıldığı Için Hata Riski Sıfırdır
  • Ödem Ve Enfeksiyon Riski Çok Düşüktür
  • Kataraktlı Mercek Parçalanırken Çevre Dokular Zarar Görmez
  • Yapay Göz Içi Merceğinin Yerleştiği Yuvanın Kusursuz Olarak Hazırlanmasını Sağlar
  • Kataraktın Yanı Sıra Miyop, Hipermetrop Ve Astigmat Gibi Görme Kusurlarını Da Giderir.

Klasik Fako Yönteminde ise işlemin başarısındaki en önemli unsur hekimin tecrübesidir ve klasik yöntemde komplikasyon riski çok daha fazladır. Yine klasik yöntemde ödem iyileşme süresi fazla olduğundan rutin yaşama dönmek de zaman almaktadır.
Femtosaniye lazer yöntemi, özellikle multifokal, trifokal, torik göz içi lens seçen ve gözlüksüz kalmak isteyen hastalarda ameliyat başarısını arttırmak için geliştirilmiştir. Özellikli göz içi mercek seçen hastalarda, tercih edilmesi gereken tedavi yöntemi ‘’Femtosaniye Lazer ‘’ yöntemi olmalıdır.

Operasyon öncesi anestezi özellikli damlalardan hastanın gözüne 5 dakikada bir iki kez damlatılır. Hastanın gözünün görüntülenmesi ve sabitlenmesi için özel bir aparatla vakum yapılır; bu işlem esnasında göz uyuşmuş olduğundan hasta herhangi bir acı ya da ağrı hissetmez. Daha sonra 50-60 saniye gibi kısa bir sürede, kesi ve matlaşmış lensin parçalanması işlemi tamamlanır. Daha sonra bu parçalar aspire edilerek, yeni göz içi lens yerleştirilir.
İşlemden sonra göz kapatılmaz sadece koruyucu gözlük verilir. Ertesi gün gerçekleşen rutin kontrolden sonra normal yaşama dönülebilir.

Fako Yöntemi Katarakt Tedavisi

Fako Yöntemi Katarakt Tedavisi Katarakt gözümüzün içerisindeki lensin yani kendi merceğimizin saydamlığını yitirerek bulanıklaşması ile ortaya çıkan bir rahatsızlıktır. Bu rahatsızlık yaşla birlikte çıkabileceği gibi doğumsal da olabileceğinden bebeklerde ve çocuklarda görülebilir.

Kataraktın ilaçla tedavisi mümkün olmadığından tek tedavi yöntemi cerrahidir. Fakat bu cerrahi işlemler, yatış gerektirmeyen ve rutin hayata dönüşün hızlı olduğu operasyonlardır.

İlerleyen teknoloji ile birlikte halk arasında lazerle katarakt ameliyatı-dikişsiz katarakt ameliyatı olarak da bilinen FAKO yöntemi ile dakikalar içerisinde hastanın, kataraktından kurtulması mümkün olmaktadır.

Tek ameliyatta enfeksiyon riski sebebiyle her iki göze birden yapılmaz, arada 1-2 gün ara bırakılır. İşlem 15-20 dakika gibi kısa süren bir zamanda tamamlanır. Hasta araç kullanmak, TV izlemek, kitap okumak gibi rutin işlerine 1-2 gün içerisinde dönebilmektedir.

Hastanın gözü bazı damlalar ile işleme hazırlanır ve uyuşması sağlanır, daha sonra 2 mm gibi ufak bir kesiden göz içerisine girilerek Torsiyonel Fako Enerjisi (Ultrason Enerjisi) ile kataraktlı mercek eritilir. Eriyen merceğin yerine daha önceden belirlenen akıllı lensler/ mercekler yerleştirilir. Kesi küçük olduğu için dikiş gerektirmez ve yara hızla iyileşir.

Sarı Nokta Hastalığında Enjeksiyon Tedavisi

Sarı Nokta Hastalığında Enjeksiyon Tedavisi Yaşa bağlı sarı nokta hastalığı, farklı iki türde görülür (kuru ve yaş) ve bu iki tür için belirtileri farklı olarak karşımıza çıkar. Kişinin kendi kendine gözünde sarı nokta hastalığını tespit etmesi olası olmadığından rutin göz muayenesi, klinik ortamda yapılacak testler ve erken teşhis çok önemlidir. Bu muayene ile hastalığın hem tanısı hem de türü belirlenerek ilgili tedavi yöntemine hızla karar verilir.

Teşhis konulurken hastanın şikâyetleri dinlenerek, ilgili belirtiler incelendikten sonra tedavi süreci başlar. Göz arkası muayenesi ile birlikte göz anjiografisi de bu tetkiklerdendir. Hastalığın belirtileri pek çok farklı göz hastalığı ile benzerlik gösterdiği için ileri testler ile hastalığın kesin tanısı konulur. Bunun için 3 farklı uygulamadan faydalanılır. 

Göz Arkası Muayenesi

Detaylı bir göz arkası muayenesi için öncelikle hastanın gözüne göz bebeğini büyüten damlalar damlatılır. Göz arkasını görmemizi sağlayan özel merceklerle muayenesi yapılır. Sarı nokta bölgesi net olarak görülebileceğinden, hem sarı nokta hastalığının tanısı hem de diğer hastalıklarla ayırıcı tanısı yapılabileceği gibi aynı zamanda kanama bulguları varsa görülebilir.

Optik Koherens Tomografi

Bu tetkik için göz bebeklerini büyütmemize gerek yoktur. Kolay ve basit bir tetkiktir. Damardan herhangi bir ilaç vermeye de gerek yoktur. Sarı nokta bölgesini bize tabaka tabaka gösterir. Hem hastalığın tipini hem de sarı nokta bölgesinin kalınlığını gösterir. Aynı zamanda yaş tip de olup, göz içi enjeksiyonu yapılan hastalarda da takipte yardımcı olur.

Göz Anjiografisi

Göz anjiyosu hastalığın kesin tanısını, tipini ve diğer hastalıklarla ayırıcı tanısını yapmak için uygulanan önemli bir tetkiktir. Bunun için öncelikle göz bebeklerini büyüten damlalar damlatılır. Kol yada el üzerinden damar yoluna girilerek ‘flöresein’ adı verilen bir boya maddesi damardan enjekte edilir. Hastanın oturur vaziyette anjiyo cihazında arka arkaya göz arkası resimleri çekilir. Sarı nokta bölgesindeki hasarlı dokuları bize net olarak gösterir. Hastalığın tanısı, tedavi kararı ve takibi ile tipi hakkında detaylı bilgi verir. Aynı zamanda diğer hastalıklarla ayırıcı tanı yapmaya yardımcı olur. Sarı nokta hastalığının türü belirlendikten sonra eğer genellikle görülen kuru tip de ise tedavisi, tansiyonu ve kandaki yağ düzeyini kontrol altına almak, Omega 3 tüketmek, sigarayı ve alkolü bırakmak ve gerekli vitamin ve minerallerce zengin beslenmek ya da bunları ağız yolundan kapsül olarak almak şeklindedir.

Nadir görünmekle birlikte rastlanan yaş yani yeni damar oluşumunun görüldüğü tipinde ise göz içi enjeksiyona başvurulur. Çok ince bir iğne ile tekniğine uygun şekilde göz içine ilaç enjeksiyonu yapılır ve bu tedaviyi gerektikçe her ay tekrarlayarak devam edilir amaç, yeni damar oluşumunu baskılamak ve yaş tipin ilerlemesini geciktirmektir.

Relex Smile Lazer

ReLEx SMILE Lazer, Görme bozukluklarında 1990’lı yıllardan beri kullanılan, 2000’li yıllardan sonra ise bıçaksız olarak gerçekleştirilen lazer teknolojisi yönteminde gelinen son nokta olan ReLEx SMILE, Gözde Herşey tecrübesi ve kalitesiyle uygulanmaktadır.

ReLEx SMILE lazer en yeni yani 3. kuşak lazer refraksiyon cerrahisidir. LASIK’de lazer uygulayabilmek için büyük bir kesi gerekirken, bu kesi ReLEx SMILE’de 2 mm’ye kadar düşmektedir.

Bıçaksız lazer tedavilerinde bir devrim niteliği taşıyan ve özellikle yüksek miyoplarda oldukça iyi sonuçlar veren ReLEx SMILE tedavisinde bütün cerrahi basamaklar tek lazerde ve bıçaksız olarak yapılmaktadır. Femto LASIK yöntemine göre çok daha küçük kesi ile disk çıkarılması (lentikül) şeklinde gerçekleştirilmektedir. Bu sayede yüksek numaralı hastaların güvenli tedavi, daha az batma, yanma, daha hızlı iyileşme ve daha az kuru göz problemi ile karşılaşma gibi avantajları da bulunmaktadır.

ReLEx SMILE lazer cerrahisi, Carl Zeiss Meditec’in patentli teknolojisi olan VisuMax femtosaniye lazer kullanılarak gerçekleştirilir ve FDA tarafından onaylıdır. SMILE prosedüründe, cerrah korneada küçük, lens şeklinde bir doku (lentikül) oluşturmak için femtosaniye lazer kullanır. Daha sonra aynı lazerle kornea yüzeyinde küçük bir yay şeklinde kesi yapılarak cerrah bu kesiden lentikülü çıkarır. Minik lentikül çıkarıldığında, miyopi düzeltilerek kornea şekli değiştirilmiş olur. Kornea kesisi dikişsiz birkaç gün içinde iyileşir ve keskin görme çok hızlı gerçekleşir.

ReLEx SMILE Lazer Adayları Kimlerdir?

Aktif bir yaşam tarzınız veya işiniz varsa, SMILE sizin için LASIK veya benzer prosedürlerden daha iyi bir seçenek olabilir. Eğer oldukça aktif iseniz, yanlışlıkla kornea flep’ini yerinden oynatarak sorunlara neden olabilirsiniz. SMILE, korneada LASIK gibi bir flep kesmeyi içermediği için flep oluşturma sonrasında yaşanabilecek komplikasyonlar da devre dışı bırakılmış olur.

Bu sebeple aktif yaşam tarzına sahip kişiler ve profesyonel sporcular için ReLex SMILE Lazer yöntemi en uygun operasyon yöntemi olarak karşımıza çıkmaktadır.

ReLEx SMILE Lazer Kimlere Uygulanabilir?

  • 18 Yaş Veya Daha Büyük Olmalısınız.
  • Son Bir Yıl Içinde Göz Numaralarınız Değişmemiş Olmalıdır.
  • Miyopiniz -1.00 Ila -10.00 Dereceler Arasında Olmalı, Astigmatınız Ise -5.00 Dereceden Büyük Olmamalıdır.
  • Genel Göz Ve Kornea Sağlık Durumunuz Uygun Olmalıdır.
  • ReLEx SMILE’ın Sizin Için Neler Yapabileceği Veya Yapamayacağı Konusunda Gerçekçi Beklentileriniz Olması Gerekir.

ReLEx SMILE Lazer Kimlere Uygulanamaz?

  • Numaraları Değişmekte Olan Hastalar.
  • Hipermetropi Hastaları (SMILE Ile Hipermetropi Tedavisi Çalışmaları Devam Etmekte; Ileriki Dönemlerde Hipermetropi Hastalarına Da Uygulanabileceği Düşünülmektedir.)
  • 18 Yaşından Küçük Olanlar.
  • İyileşmeyi Etkileyebilecek Cilt Veya Başka Hastalıkların Mevcudiyeti.
  • Aşırı Skar Veya Keloid Oluşumu.
  • Kornea Dejenerasyon Veya Hastalığı Olanlar.
  • İleri Glokom Hastalığı Olanlar.
  • Görmeyi Etkileyen Bir Katarakt Rahatsızlığı Olanlar.
  • Kontrolsüz Diyabet.
  • Belirli Göz Enfeksiyonu Geçmişi Olanlar.
  • Hamilelik Veya Emzirme Döneminde Olanlar.

ReLEx SMILE Lazer Sırasında Yaşayacaklarınız

Ameliyat öncesi çok detaylı bir göz muayenesi ve tetkikleri sonucu öncelikli olarak göz yapınızın SMILE cerrahisine uygun olup olmadığı değerlendirilmelidir. Ameliyat sırasında yaklaşık 27 saniye süren bir lazer prosedürü vardır. Gözlerinizi oynatmanızı engelleyen bir vakum halkası yerleştirilmesi sonrası lazer uygulanır ve doktorunuz kornea içinde oluşturulan parçayı sadece 2 mm olan bir kesiden dışarı çıkartır. Ameliyat sonrası kalan günde istirahat etmeniz önerilir.

Gün boyu sürecek olan sulanma, ışıklarda parlama ve gözlerde hassasiyet tamamen normal ve kullanılan damlalarla azalması sağlanmaktadır. 

ReLEx SMILE Lazer’in Faydaları Nelerdir?

Korneal flep oluşturmak için büyük bir kesi oluşturulmadığı için flep dokusuna ait komplikasyonlar beklenmez. Ameliyat hemen sonrasında flep katlanma ve yerine oturmama gibi komplikasyonlar da beklenmez. Uzun dönemde de göz üzerine olabilecek herhangi bir travmada kapakçığın yerinden oynaması riski yok edilmiş olur. Daha az bir kornea kesisi oluşturulduğundan, kesilen sinir sayısı daha az ve his kaybına bağlı ortaya çıkan göz kuruluğu minimal seviyelere indirgenir. Yapıaln işlem neticesinde hasta görme konforuna tekrar kavuşmuş olur.

SMILE yüksek görme kusurlarında kullanılabildiği için (miyopta 10 , astigmatta 5 dereceye kadar) yüksek bir görme kalitesi sağlar. Bu derecelerin üzerindeki hastalarda ise işlem sonrası yine derece düşeceği için hasta memnuniyet sağlanacaktır.