No Touch Lazer

NO TOUCH LASER – GÖZE DOKUNULMADAN, TEMAS OLMADAN YAPILAN GÖZ LAZER TEDAVİSİ

No Touch Laser tedavisi ile miyop,hipermetrop ve astigmat tedavisi göze dokunmadan yapılır.

Bu yöntem hangi hastalara uygulanabilir? Göz yapısı uygun olan miyop, hipermetrop ve astigmatlara uygulanabilir. Yani, uzak ve yakın görme sorunu olan hastalar bu tedavi için aday olabilir.  Özellikle korneası ince olan ve kornea yüzeyi normalden daha dik olan olgularda da  No Touch Laser tedavisi uygulanabilir.

Uygulama nasıl yapılıyor? No Touch Laser tedavi işlemi, sadece anestetik damla damlatılmasıyla yapılır ve uygulama sırasında hasta ağrı duymaz. Tedavi sırasında göze herhangi bir cihaz teması olmaz, lazer cihazından çıkan ışınlarla göze doğrudan tedavi yapılır. Tedaviden sonra gözlerin kapatılması gerekmez, hasta iki gözünü de açık tutarak evine gidebilir. Uygulama, aynı tedavi seansında iki göze birden yapılır. Hasta eve gittikten sonra 36 saat süreyle gözlerde batışma, kızarma, ışıktan rahatsız olma ve televizyondaki küçük yazıları bulanık görme türü yakınmalar gelişir. Tedaviden sonraki 4. günde hasta bilgisayarda çalışma ve otomobil kullanma türü işleri yapmaya başlar.

Gece görüş problemlerinde nasıl bir uygulama yapılır? Halk arasında ‘kartal gözü’ olarak da bilinen wavefront uygulamasında, göz içindeki ışık saçılmaları ve sapmaları ölçülür ve lazer tedavisi buna göre ayarlanır.  Bu sapmalar wavefront tekniğiyle düzeltildiğinde kişinin kendi göz yapısına uygun tedavi gerçekleşmiş olur.

Neden No Touch Laser?

No Touch Lazer

No Touch Lazer

NO TOUCH LASER – GÖZE DOKUNULMADAN, TEMAS OLMADAN YAPILAN GÖZ LAZER TEDAVİSİ

No Touch Laser tedavisi ile miyop,hipermetrop ve astigmat tedavisi göze dokunmadan yapılır.

Bu yöntem hangi hastalara uygulanabilir? Göz yapısı uygun olan miyop, hipermetrop ve astigmatlara uygulanabilir. Yani, uzak ve yakın görme sorunu olan hastalar bu tedavi için aday olabilir.  Özellikle korneası ince olan ve kornea yüzeyi normalden daha dik olan olgularda da  No Touch Laser tedavisi uygulanabilir.

Uygulama nasıl yapılıyor? No Touch Laser tedavi işlemi, sadece anestetik damla damlatılmasıyla yapılır ve uygulama sırasında hasta ağrı duymaz. Tedavi sırasında göze herhangi bir cihaz teması olmaz, lazer cihazından çıkan ışınlarla göze doğrudan tedavi yapılır. Tedaviden sonra gözlerin kapatılması gerekmez, hasta iki gözünü de açık tutarak evine gidebilir. Uygulama, aynı tedavi seansında iki göze birden yapılır. Hasta eve gittikten sonra 36 saat süreyle gözlerde batışma, kızarma, ışıktan rahatsız olma ve televizyondaki küçük yazıları bulanık görme türü yakınmalar gelişir. Tedaviden sonraki 4. günde hasta bilgisayarda çalışma ve otomobil kullanma türü işleri yapmaya başlar.

Gece görüş problemlerinde nasıl bir uygulama yapılır? Halk arasında ‘kartal gözü’ olarak da bilinen wavefront uygulamasında, göz içindeki ışık saçılmaları ve sapmaları ölçülür ve lazer tedavisi buna göre ayarlanır.  Bu sapmalar wavefront tekniğiyle düzeltildiğinde kişinin kendi göz yapısına uygun tedavi gerçekleşmiş olur.

Neden No Touch Laser?

  • Tedavi göze cihaz teması olmadan gerçekleşir.
  • İki göze aynı seansta tedavi yapılır.
  • Tedavi sonrası gözler kapatılmaz.
  • İnce kornealı hastalara uygulanabilir.
  • Miyop, hipermetrop ve astigmatlara uygulanabilir.
Göz İçi İltihapları

Üveit Nedir?

Göz yuvarlağının ortasında bulunan jel benzeri maddenin çevresini 3 tabakadan oluşan bir kılıf sarar. Ortadaki tabaka, “uvea”dır. Uveanın iltihabına “üveit” denir. Üveit, gözün uvea adını verdiğimiz iris, koroid ve kirpiksi cisimden oluşan tabakalarının hepsini veya birini etkileyebilir.

Uvea, artık gözün ayrı bir uzmanlık alanı olarak kabul edilmektedir. Uvea ile ilgili hastalıkların tanı ve tedavisi, immunoloji (bağışıklık bilimi) ve genetik dallarındaki giderek artan gelişmelerle desteklenmektedir.

Erken teşhis, düzenli takip, uyumlu hasta hekim ilişkisi önemlidir. Bu şartlar sağlandığında zarar görmüş göz çoğu kez kurtarılabilir.

Tedavi tamamlansa bile, hasta en az üç ayda bir izlenmelidir. Hastalık sessiz olarak tekrarlayabileceğinden kontrollere ara verilmemesi gerekir. Diğer organlarla ilgili farklı belirtiler hakkında da göz doktoruna bilgi verilmesi şarttır. Örneğin ağızda aft oluşu, ciltteki lekeler, romatizmal belirtiler vb.

Üveit son derece karmaşık bir hastalıktır ve her hastada farklı bir seyir izleyebilir. Tedavisi de hastalığın seyri gibi kişiye özeldir. Uygulanacak tedavide ilacın dozunun, hekim tarafından belirlenmesi gerekir.

Üveitin Sebepleri

Üveit hastalarının %30 ila 40’ında hastalığın nedeni tam olarak tespit edilemez. Üveitler virüsler, mantarlar ve parazitler gibi etkenlerle oluşabileceği gibi, vücuttaki bir hastalığın gözdeki belirtisi olarak da ortaya çıkabilir. Bu yüzden çeşitli tahlillerle hastalıkları araştırmak gerekir. Ayrıca kollajen doku ve otoimmün kaynaklı olarak tanımladığımız sistemik hastalıklar eşliğinde de üveit oluşabilmektedir. Bunlara örnek olarak behçet hastalığı, ankilozan spondilit ve romatoid artrit verilebilir.

Üveite yol açabilen rahatsızlıklar:

  • Behçet hastalığı
  • Enfeksiyonlar (bakteri, virüs, parazit ya da mantarlar) başka bölgelerden göze yayılabilir. Tüberküloz, sifilis (frengi), herpes, toxoplazmoz, v.b.
  • Göz travması ve ameliyatları
  • Otoimmün reaksiyon (bağışıklık sistemi hastalıkları), romatizmal hastalıklar, ülseratif kolit, sarkoidoz.

Üveitin Belirtileri

Üveit, gözün ön bölümünde oluştuğunda şiddetli dönemlerinde gözde kızarıklık, bulanık görme, göz çevresinde ağrı, ışığa karşı hassasiyet ve uçuşmalar şeklinde belirti verir. Üveit, gözün arka bölümünde yoğunsa, belirtiler çoğunlukla bulanık görme şeklindedir. Üveit görme merkezini tutarsa ani görme azalması ve doku hasarına bağlı kalıcı görme kaybı meydana gelir. Merkezi bölgenin dışında meydana gelen üveitin başlıca belirtileri;

  • Göz kanlanması
  • Göz sulanması
  • Işığa karşı hassasiyet ve kamaşma
  • Lekeli ve bulanık görme veya ciddi görme kaybı
  • Ani oluşan ışık çakmaları
  • Göz küresinde ağrı

Üveitin Çeşitleri

  • Ön tarafta yer alan
  • Ara tarafta yer alan
  • Arka tarafta yer alan

Üveit Nasıl Teşhis Edilir?

Ne şiddette olursa olsun, üveit acil bir hastalıktır. Geç kalındığında hastalık ilerler ve iltihap nedeniyle göz bebeğinde şekil bozuklukları, katarakt, göz tansiyonu yükselmesi gibi kalıcı yan etkiler bırakabilir. Belirtiler başlayınca yapılacak ilk iş üveit konusunda tecrübeli bir göz doktoruna muayene olmaktır. İlk muayene için geç kalınması görmenin kalıcı bir şekilde kaybına neden olabilmektedir.

Bazı üveit çeşitlerinin tipik görünümü vardır ve teşhis hemen konulabilir. Bu durumlarda bile, gözün arka bölümünün tutulması söz konusu ise görmenin ne derece tehdit edildiğinin anlaşılması ve tedavinin etkinliğinin izlenmesi için anjiyografi, ultrasonografi, ERG gibi ileri teknikler gerekli olabilir. Örneğin, ICG adı verilen (indosiyan yeşili) bir boyayla yapılan anjiyografiler şüpheli durumlarda hastalık hakkında doğrudan tanıya götürücü bilgiler verebilmektedir. Daha sonra romatologlar, göğüs hastalıkları, cilt hastalıkları ve nöroloji uzmanlarıyla ortak araştırmalar yapılabilir.

Behçet hastalığı ağızda ve cinsel bölgede tekrar eden “aft” şeklinde yaralar halinde görünen ve gözde üveit yapan bir hastalıktır. Ancak behçet hastalığı vücutta hemen bütün sistemleri tutabilen, eklem, büyük ve küçük damarlar, solunum, santral sinir sistemi ve sindirim sistemi organlarının tutulumuna neden olabilen müzmin iltihaplı bir hastalıktır. Hastalığın bulgu ve belirtileri tutulum gösteren organlarda alevlenmeler şeklinde görülür ve bazı belirtiler uzun süreli devam etse de kişiden kişiye değişen, lezyonların görülmediği ve kişinin şikayet etmediği dönemler de yaşanmaktadır.

Göz Tansiyonu (Glokom)

Halk arasında “Göz Tansiyonu” ya da “Karasu Hastalığı” olarak bilinen glokom, göz içi basıncının sıklıkla yükselmesi nedeniyle görme sinirinin zarar görmesidir. Buna bağlı olarak kişinin görme alanı yavaş yavaş daralır. Kendini hastalığın en son aşamalarında fark ettiren sinsi bir hastalık olan glokom, geç tanı konulduğunda görme sinirinde onarılması mümkün olmayan ciddi tahribatlar oluşturabilmektedir.

Glokom Kimlerde Görülür?

Göz içi basıncı normalden yüksek olan kişilerde glokom gelişme riski daha yüksektir; ancak göz içi basıncı yüksek olan herkeste glokom olabileceği anlamına gelmez.

40 yaşın üzerindeki kişilerde glokom riski artmaktadır.

Glokomun genetik ile ilişkisi olabilir. Ailesinde glokom olan kişilerde gelişme riski daha yüksektir. Diğer bir deyişle, bir veya birden fazla gende bozukluk olabilir ve bu bireyler hastalığa karşı daha hassas hale gelebilir.

Şeker hastalığı ve hipotiroidizm (guatr) olan hastalarda glokom gelişme riski daha fazladır.

Ciddi göz yaralanmaları göz içi basıncı yükselmesine neden olabilir. Diğer risk faktörleri; retina dekolmanı, göz tümörleri ve kronik üveit veya iritis gibi göz iltihaplarıdır. Bazı göz cerrahileri de ikincil glokom gelişimini tetikleyebilir.

Genellikle uzağı iyi görememe olarak bilinen miyopide glokom sıklığı yaklaşık iki misli artmıştır.

Uzun süreli kortizon kullanımı (damla, ağızdan veya cilt pomadı vb. olarak) ikincil glokom gelişimine neden olabilir.

Bu özelliklere sahip kişilerin, görme sinirindeki hasarın erken tespiti için düzenli göz muayenesi olmaları önemlidir.

Glokomun Sebepleri

Göz içinde salgılanan ve gözün beslenmesi için gerekli olan göz içi sıvısının boşalamamasına bağlı olarak göz içinde basınç yükselir. Yükselen göz içi basıncı da göz siniri hücrelerine zarar verir.

Glokomun Belirtileri

  • Sabahları belirginleşen baş ağrıları
  • Zaman zaman bulanık görme
  • Geceleri ışıkların etrafında ışıklı halkalar görülmesi
  • Televizyon izlerken göz etrafında ağrı

Glokom Riskini Artıran Faktörler Nelerdir?

  • Ailede glokom geçmişinin olması (genetik yatkınlık)
  • 40 yaşın üzerinde olunması
  • Şeker hastalığı
  • Şiddetli kansızlık veya şoklar
  • Yüksek-düşük sistemik kan basıncı (vücut tansiyonu)
  • Yüksek miyopi
  • Yüksek hipermetropi
  • Migren
  • Uzun süreli kortizon tedavisi
  • Göz yaralanmaları
  • Irksal faktörler

Bu özelliklere sahip kişilerde glokom hastalığının ortaya çıkma riski normalden daha yüksek olduğu için bu kişilerin görme sinirindeki hasarın erken tespiti amacıyla düzenli olarak göz muayenelerini yaptırmaları gerekmektedir.

Tüberkülozdan Nasıl Korunmak Gerekir?

Tüberkülozdan Nasıl Korunmak Gerekir? Tüberküloz, bulaşıcı bir hastalıktır. Hasta kişinin öksürmesi, hapşırması ya da konuşmasıyla ortama yayılan mikrop hava yoluyla sağlıklı kişiye geçer ve akciğerine yerleşir. Hastalıktan korunmak için taşıyıcının maske kullanması, hapşırır ya da öksürürken ağzını kapatması ve ortamın havalandırılması çok önemlidir. Temel hijyen kurallarına tüm toplumun uyması ve yıllık düzenli kontroller çok önemlidir.

Akciğerde Kist Belirtileri Nelerdir?

Akciğerde kist oluşumu senelerce herhangi bir belirti vermeden ilerleyebilir. Hastalığın başlangıç aşamasında göğüs ağrısı, solunum sıkıntısı daha sonrasında bulantı, kusma, kanlı balgam görülür.

Kronik Öksürük Nedenleri Nelerdir?

Üç haftadan uzun süren öksürüklere kronik öksürük denir. Viral enfeksiyonlar, astım, ev içi rutubet, hava kirliliği, sigara ve alerjik nedenler.


Akciğerde Apse Nasıl Tedavi Edilir?

Akciğer grafisinde 2 cm’den büyük olarak gözlemlenen ve mikrobik olarak gelişen enfeksiyonlardır. Tedavisi uzun süreli antibiyotik kullanımı ve drenaj ile yapılır. Sonrasında küçülme gözlemlenmezse küçük cerrahi bir müdahale yapılır.

Klima Tüberküloza Neden Olur mu?

Tüberküloz hava yoluyla yayılan bulaşıcı bir hastalıktır ve düzenli bakımları yapılmayan bir klima da buna neden olabilir.

Koah ve Astım

Koah; amfizem, kronik bronşit ve geri dönüşümsüz astımı da içeren ilerleyici bir akciğer hastalığıdır.

Başlıca nedeni pek çok hastalığında sebebi olan sigara kullanımıdır sonra bunu hava kirliliği, kimyasal ve tozlarla uzun süre temas, genetik faktörler, yaş ve cinsiyet gelmektedir. En belirgin belirtisi devam eden öksürük, balgam çıkarma, nefes almada zorluk ve zaman içerisinde halsizlik, isteksizlik ve depresyon da gözlemlenmektedir. Ayrıca uyku hali ve parmak ucu, kulak memesi, dudaklar gibi yerlerde morarma da görülebilir.

Astım Tedavisi Nasıl Olur?

Astım tedavisinde 2 tip ilaç kullanılır. Kontrol edici ilaçlar ve rahatlatıcı ilaçlar. Tedavinin seyrine doktorunuz karar verir ve düzenli kontroller çok önemlidir.


Alerjik Astıma Karşı Alınacak Önlemler Nelerdir?

Hastanın alerjisini tetikleyici unsurlardan; ev tozu – akarı, polen, hayvan tüyü, küf uzak durulmalıdır. Dışarı çıkarken güneş gözlüğü gibi koruyucu önlemler alınmalı. Yüz ve eller sık sık yıkanmalıdır.


Solunum Yetmezliğinde Nemli Hava mı Kuru Hava mı İyi Gelir?

Solunum yetmezliği, solunum sisteminin oksijen ve karbonmonoksit değimini sağlamada yetersiz kalması durumudur ve bu sebepten kana ve sistematik organlara oksijen sağlanamamaktadır. Tedavisi yoğun bakımda yapılır fakat kritik süreci atlatan hastalara nemli değil, kuru hava iyi gelir.

Kriyoterapi Nedir?

Kriyoterapi Nedir? Dermatologların ve Jinekologların, cerrahiye gerek kalmadan, derideki lezyonları tedavi etmek için kullandıkları dondurma yöntemine denir. -190 derecede nitrojen oksit gazı ya da sıvı azotla uygulanan bir tedavi yöntemidir. Kolay uygulanabilen, ekonomik, yatış gerektirmeyen neticesi hızlı alınan her yaş ve cinsiyete uygulanabilen bir tedavi metodudur.

Kriyoterapi Ne Zaman Yapılır?

Cerrahi bir işlem olmadığı için doktorunuzun ve sizin programınıza uyan bir zamanda yapılabilir. Uygulanan bölgenin yerine, derinliğine ve büyüklüğüne göre işlem 5-12 saniye arası tamamlanmaktadır.

Herkes Kriyoterapi Yaptırabilir mi?

Gebelikte dâhil olmak üzere hiçbir risk grubu bulunmamaktadır. Bu tedaviye uygun rahatsızlığı bulunan her yaş ve cinsiyetten hastaya uygulanabilen ve anestezi gerektirmeyen, hızlı bir tedavi yöntemidir.

Kriyoterapi Hangi Hastalıklarda Kullanılır?

Dokuda soğuk hasarı oluşturarak, iyi huylu hücre büyümeleri, güneş lekeleri, sinir sıkışmaları, tırnak batmaları, nasırlar, ben (nevüsler), siğiller, cilt kanseri, prostat kanseri gibi pek çok hasarlı ya da hastalıklı dokunun tedavisinde kullanılabilir. Jinekolojide ise genital siğiller ve rahim ağzı yaralarının yok edilmesinde etkin bir yöntemdir. Mısırlılardan bu yana kullanılan ucuz ama etkili bir yöntemdir.

Kriyoterapinin Avantajları Var mıdır?

  • Özellikle Yaşlı Hastalarda Kimi Deri Tümörü Tedavisinde Cerrahi Bir Işlem Olmadığı Için Hasta Konforu Sağlar.
  • Kriyoterapi Tedavisinde Siğillerde Tekrarlama Diğer Yöntemlere Göre Daha Az Olmaktadır.
  • Güneş Lekelerinin Tedavisinde Kozmetik Olarak Iyi Sonuçlar Alınmaktadır.
  • Kanama Ve Komplikasyon Riski Diğer Yöntemlere Göre Çok Azdır.
  • Hızlı Ve Uygulanması Kolaydır. Poliklinik Şartlarında Yapılabilir.
  • Ekonomik Ve Güvenlidir.
  • Anesteziye Gerek Duyulmaz, Tercihen Lokal Anestezi Uygulanabilir.İşlem Sonrası Rutin Yaşam Ve Alışkanlıklara Hemen Dönülebilir, Iş Ve Sosyal Yaşamı Etkilemez.
  • Her Yaş Ve Cinsiyet Için Uygundur Hatta Hamilelerde Bile Kullanılabilir. 

Kriyoterapinin Riskleri Var mıdır?

Uygulanan bölgeye ve kişiye göre farklılıklar göstermekle birlikte kimi vakalarda bazı yan etkiler oluşabilmektedir. Bunlar; Ödem, ağrı, uygulanan bölgede şişlik ve su toplama, kanama, baş ağrısı, enfeksiyon, senkop, febril reaksiyon, krepitayonla kendini gösteren derinin altına nitrojen gazı gitmesi, milyum, piyojenik granülom, hipertrofik skar, hiperpigmentasyon, parestezi, nöropati, tendon rüptürü, alopesi, ektropyon, hipopigmentasyon, dokuda defekt oluşması, kartilaj nekrozu, dokuların retraksiyonu ve çentiklenmesi olarak sayılabilir.

Kriyoterapi Ne Kadar Sürede Sonuç Verir?

Kriyoterapiden başarılı sonuç alınması işlem uygulanacak bölgenin yerine, derinliğine ve büyüklüğüne göre değişir. Ayak siğillerinde 5-6 seansta başarı sağlanırken el, yüz ve genital bölge siğilleri 2-3 seansta giderilmektedir.

Göz Kapağı İltihabı (Blefarit)

Göz Kapağı İltihabı (Blefarit) Cinsiyet farkı gözetmeksizin, her yaşta görülebilen ve oldukça yaygın bir göz hastalığıdır. Hastalık ön blefarit ve arka blefarit olmak üzere 2’ye ayrılır. Ön blefaritte göz kapağının dış kenarı ve kirpik dipleri etkilenir. Vücuttaki bakterilerin aşırı miktarda çoğalması ve derinin yağlı/ kepekli olmasından dolayı blefarit meydana gelmektedir. Arka blefaritte ise kapağın gözün içine değen kısmı etkilenir, gözyaşı yağ bezlerinin normal çalışmaması ile ilişkilidir.

Göz Kapağı İltihabı Nasıl Anlaşılır?

Her yaşta gözlemlenebilen bu hastalık, kendini belirtileriyle kısa sürede belli eder. Bu belirtilerden ilk ve en önemlisi göz kapağında meydana gelen şişlik hissidir. Bu durum kimi zaman dışarıdan bakıldığında belli olurken bazen de sadece hastaya bu hissi yaşatabilir. Bir diğer belirti ise kirpik bölgesindeki kızarıklıktır. Işığa olan hassasiyet de yine hastalığın belirtileri arasında yer alır. Hastalık, doktor muayenesi ile kısa sürede teşhis edilebilir ve genellikle de ilaç tedavisine başlanır. Tedavi evde de devam edebilir fakat doktor kontrolünde olması iyileşme sürecini hızlandıracaktır.

Göz Kapağı İltihabında Tanı

Göz kapağı iltihaplanması yani arpacık hastalığını teşhis etmek için göz muayenesinin yanı sıra göz kapağı içi muayenesine de ihtiyaç duyulmaktadır. El ve göz yordamı ile yapılacak muayene neticesinde tedavi planlaması yapılır ve ilaç tedavisi ile 1 hafta gibi kısa bir sürede tedavi etkisini gösterir.

Göz Kapağı İltihabının Tetiklediği Hastalıklar

Blefarit, gözkapağı bezlerinde tekrarlayan, akut iltihaplara (arpacık) ve sert şişkinliklere (şalazyon) neden olabilir. Özellikle yaşlılarda kirpiklerin içe dönmesi, göze batması ve dökülmesi gibi sorunlar meydana gelebilir. Göz kapağı iltihabı gözün görme işlevini etkilemez. Çok nadiren kornea tabakasında iltihaba ve görme sorunlarına sebep olabilir.

Göz kapağı iltihabı, göz içi ameliyat geçirecek hastalarda, ameliyat sonrası enfeksiyon riskini arttırabilir.

İltihaba Karşı Alınabilecek Önlemler

Sebebini bildiğimiz bu rahatsızlıkla ilgili alınabilecek birkaç temel önlem vardır;

Yıkanmamış ellerin göz ile teması, blefarit için temel etmenlerden bir tanesidir. Ebeveynlerin çocuklarda bu konuya özen göstermesi ve el yıkama alışkanlığı edindirmeleri çok önemlidir.

Yıkanmamış ve kirli eller, çok sayıda mikrobu barındırdığından göz ve çevresine temas ettiğinde mikroplar buraya yerleşiyor ve eğer göz ve çevresi doğru şekilde alıcı olarak yerleşiyor ve başta göz iltihabı olmak üzere pek çok hastalığa yol açabiliyor. Hem çocukların hem de yetişkinlerin bu konuda hassasiyet göstermeleri ve gün içerisinde ellerini sık sık yıkamaları gerekiyor.

Bir başka faktörse lens kullanırken dikkat edilmeyen hijyen kurallarıdır. Gerek kırma kusurlarından kaynaklı kullanımı gerekse estetik amaçlı kullanılan lenslerin göze takılmadan önce lens suyu ile iyice temizlenmesi, temiz ellerle göze takılması çok önemlidir. Buna dikkat edilmeyen ortamlar yine göz kapağı iltihabına zemin hazırlar.

Ayrıca gün içerisinde yapılan makyajın temizlenmemesi ve uzun süre ciltte kalması da göz iltihabına sebep olabilmektedir. İçerisinde pek çok kimyasal madde barındıran bu ürünler, cildimizdeki yağ ve çevreden gelen toz zerrecikleriyle birleşerek, göz iltihabına ve hatta dikkat edilmez ve tedavi edilmezse çok daha ciddi göz rahatsızlıklarına yol açabilir. Bu yüzden yatmadan önce mutlaka makyajın temizlenmesi ve gözün bol suyla yıkanması çok önemlidir.

Göz Kapağı İltihabı Tedavisi

Göz kapağı iltihabı, kolay tedavi edilebilen fakat tekrarlayabilen inatçı bir hastalıktır ve evde de tedavisi mümkündür. Tedavide her gün düzenli olarak, sıcak, nemli ve temiz bez ya da pamuk ile göz kapağına ve kirpik diplerine yapılan hafif bir masajla kirpik dibinin temizlenmesi önemlidir. Bu işlem 5 dakika boyunca günde 2-3 kere uygulanmalı ve çam ağacı ekstresi içeren özel şampuanlar ile kirpik dibi temizlenmelidir. Hastaların çoğu, bu rahatsızlığın nüksetmemesi için yaşam boyu günlük temizlik rutinini sürdürmek zorundadır. Ayrıca göz hekiminin yazacağı antibiyotikli kremler veya steroidli göz damlaları da komplikasyonları önlemek ve hastayı rahatlatmak için çok önemlidir. Ayrıca göz kuruluğu da varsa gözyaşı damlaları yine hekim tarafından önerilecektir.

Vitrektomi Ameliyatı Nedir

Vitrektomi Ameliyatı Nedir? Vitreus; gözü dolduran, jel kıvamında şeffaf bir maddedir. Göz hacminin yaklaşık üçte ikisini oluşturur ve gözün retina denen sinir kısmına destek vererek gözün anatomik şeklinin oluşmasına katkıda bulunur. Geçmişte retina hastalığından dolayı kör kalan çoğu hasta, günümüzde vitrektomi ameliyatı sayesinde iyi bir görme düzeyine sahip olabilmektedir

Vitrektomi Ameliyatı Nasıl Yapılır?

Vitrektomide göze girmek için açılan delikler, kornea dediğimiz saydam tabakanın 3-4 mm gerisinden yani pars planadan yapıldığından bu ameliyata pars plana vitrektomi denir. Vitrektomide sklera dediğimiz beyaz görünen tabakada 3 delik açılır. Bir delikten infusion hattı ile göz içine sıvı verilir. Bu sıvı, vitrektomi ameliyatı esnasında çıkarılan vitreusun yerini alır. Diğer delikten sokulan ışık kaynağı, ameliyat sırasında göz içini aydınlatmaktadır. Üçüncü delikten sokulan vitreus kesicisi ise vitreusu küçük parçalara ayırıp yutar. Ameliyat esnasında cerrah gözün içini görebilmek için ameliyat mikroskobu ve çeşitli lensler kullanır.Çoğu zaman sadece lokal anestezi ile göz uyuşturularak yapılır. Hasta ameliyat bittikten sonra evine gidebilmektedir.
Hangi Retina Hastalıklarında Vitrektomi Uygulamaktayız?

Göz içi kanama, ileri evre diyabetik göz hastalığı (proliferatif diyabetik retinopati), retina dekolmanı (ayrışması), makula (görme merkezi) deliği, makula önü zar oluşumu (epiretinal membran), göz içi enfeksiyon, göz içi yabancı cisim, göz yaralanmaları, dev retina yırtıkları, katarakt ameliyatı sırasında gözde kalmış lens kalıntıları, göz içine düşen yapay mercek gibi hastalıklarda vitrektomiyi uygulamaktayız.